Barcelona – Gezilecek Yerler

LA SAGRA DE FAMILIA

Aslında burası, daha öncede belirttiğim gibi İspanya turumuzun çıkış noktası. Yapının mimari olarak diğer kiliselere göre farklılığı ve yaklaşık 100 senedir devam eden  inşaat çalışmalarına rağmen bir türlü bitirilememesi, turistlerin ilgisinin de tamamen buraya çevrilmesine neden olmuş. Biz de bu sebeple yurt dışı seyahatlerimizden ilkini İspanya’ya yaptık diyebilirim. Bu seçimin ne kadar doğru olduğunu da metro durağından çıkıp arkamızdaki mimari şaheseri gördüğümüzde anlamış olduk.

Henüz en büyük kulelerinin yapımına başlanmamış olmasına rağmen karşımızda devasa bir yapı duruyordu. Zamanında kimileri tarafından mimarisi hiç beğenilmemiş ve bir ucube olarak nitelendirilmiş. Ancak bugün yakından görüp, barındırdığı detay ve gizemleri fark ettikçe kendine hayran bırakan bir yapı.

IMG_2364

Burası muhtemelen Çin Seddinden sonra dünyanın en uzun süre devam eden inşaatlarından birisi. Mısır’daki piramidin 20 senede tamamlanması, buradaki inşaatın ise 135 senedir devam etmesi, yapının büyüklüğü ve işçiliği hakkında sizlere bir fikir verecektir. 1882 yılında yapımına başlanan binayı, Katalanların en ünlü ismi Anthony Gaudi 1883 yılında devralır ve o ana kadar diğer eserlerinde edindiği tüm tecrübelerini bu binada uygulamaya karar verir. İşin acı tarafı, 1926 yılında binanın nasıl olduğuna bakmak için geri geri yürürken bir tramvayın altında kalıp yaralanan Gaudi’yi kimse tanımaz ve hastaneye götürülmesinde geç kalındığı için hayatını kaybeder. Daha sonra da kilisenin altında özel bir bölüme gömülür. (Not: Bu alanı da ziyaretinizde görebilirsiniz.)

IMG_2513

Sagra da Familia’nın 3 cephesi bulunmaktadır. Bunlardan birincisi Doğuş (Nativity) Cephesi , ikincisi Tutku (passion) Cephesi  ve üçüncüsü de İhtişam (glory) Cephesi’dır. Yine Gaudi’nin planlarına göre 12’si havarilere, 4’ü kilise tarafından geçerli sayılan dört İncil’in yazarlarına (Matta, Markos, Luka, Yohanna), biri Hz. Meryem’e ve 170 metre boyunda olacak en büyüğü ise Hz. İsa’ya adanacak şekilde toplam 18 kule yapılması gerekmektedir. En büyük kulenin 170 metre olmasının sebebi ise, Gaudi’nin “İnsan eli olan bir yapının, Tanrı’nın yarattığı 172 metrelik Montjuic tepesinin yüksekliğini geçmesini istememesi imiş.

Sagra Familia’da 100 senelik süreçte sadece 8 havari kulesi yapılabilmistir. Kulelere, Gaudi tarafından sırasıyla “sanctus, sanctus, sanctus” ve “hosanna excelsis” yazdırılmıştır. Böylece iyi bir hristiyan olan Gaudi bu yazıları okuyan herkesin Hz. İsa’yı övmesini sağlamak istemiştir.

Binanın içi de en az dışı kadar enteresan. Fakat dışında ne kadar karmaşık bir yapı varsa, içide bir o kadar sade. Fakat bu basitlik anlamında sadelik değil. Görkemli bir sadelik. Mesela devasa sütunlar dev bir ormanı tasvir ediyor aslında. Tavan size kocaman bir böceği anlatmaya çalışıyor. Bunun gibi pek çok detayı ilk defa orada gördüğünüzde bile farkediyorsunuz. Doğaya olan bu düşkünlüğü ve renkli kişiliği İspanyolların Mimar Sinan’ına duyduğunuz saygıyı artırıyor.

Renkli kişiliğini anlamak için binanın içerisinde yer alan camlara veya çocuksu ruhunu kattığı detaylara bakmak yeterli mesela. Burasının içerisinde diğer kiliselerde olduğu gibi ruhunuz daralmıyor.

img_2476

En ufak bir detayın bile doğada bir karşılığının olduğu bu binanın bir kenarında Gaudi’nin doğadan esinlendiği alanlar için küçük bir sergi alanı da bulunuyor. Burasının inşaatının yoğun turist akınıyla gelirlerinin artmasıyla birlikte 2026 yıllarında bitmesi bekleniyor. Gaudi işe başladığı yıllarda binanın ne zaman biteceğini soran kişilere “müşterimin acelesi yok” diye cevap verirmiş ki Katalanlar da Gaudi’nin binanın yapımının bu kadar uzun süreceğini tahmin ettiği için böyle cevap verdiğini söylüyorlar.

Binanın yapımının bu kadar uzun sürmesi zamanla hakkında pek çok efsane üretilmesine de sebep olmuş durumda. Bunlardan en ilginçleri biri binanın ana kapısında yer alan bebek heykellerinin yapılabilmesi için Gaudi’nin morgdan bebek cesetleri çalması hikayesi, bir diğeri ise binanın bir türlü bitmemesi dolayısıyla bazı Katalanların kilisenin yapımının bittiği gün kıyametin kopacağına inanmaları mesela.

IMG_2438

Binanın çıkışında yer alan Demir kapıda oyulan harflerin ise Hz İsa’nın hayatını anlattığı söyleniyor.

IMG_2511

Sagra da Familia’nın giriş biletleri şu an 15€ dan satılıyor. Ayrıca kulelere çıkmak için ekstra bir ücret ödemeniz gerekiyor. Eğer yazın gidiyorsanız mutlaka işlemlerinizi online olarak tamamlamanızı tavsiye ederim. Biz kasım ayında gitmemize rağmen yaklaşık 1 saat sıra bekledik. Biletler için tıklayabilirsiniz.

MONTJUIC

Barselona’da Paral-lel kısmında bulunan otelimize yerleştikten sonra hem etrafı tanımak hemde biraz gezmek üzere dışarı çıktık. Saat 16.00 civarıydı. Yürüyerek ve biraz da turist haritasından yardım alarak Montjuic tepesini bulduk.Burası Barselona’nın yeşil kısmı. Güzel bir tepe üzerine yapılmış olan tesisler arasında etnoloji müzesi , botanik bahçe , Katalan arkeoloji müzesi , modern sanat müzesi, Miro müzesi bulunuyor.

IMG_2164
Montjuic’den Arc De Catalunya’ya ilerlerken

Montjuic için bütün Barselona’yı ayaklarınız altına seren ve aslında La Sagra da Familia’nın yüksekliğinin 170 metre olmasına sebep olan dağ diyebiliriz.

IMG_2185
Montjuic’den Manzara

PLACA DE ESPANYA

 Burası belki de Barcelona’da görebileceğiniz en görkemli yerlerden birisi . Montjuic’de yer alan bu meydan Placa D’Espanya’dan başlayarak Arc DeCatalunya’ya kadar devam eden yapılar topluluğu aslında.

IMG_2326
Placa de Catalunya

Bu devasa alanda yer alan hepsi birbirinden farklı formatta ki  yapıların her birisi ağzımızı açık bırakıyor. Meydanın başladığı yerde iki büyük kule yer alıyor. Bu kulelerin tepesinde geceleri ateş yanıyor.

IMG_2318

Sonrasında bir sürü fıskiyeden oluşan harika ve uzun bir alan ve merdivenler yer alıyor. Meydan oldukça uzun ve her bir metresi ağzınız açık gezmeniz için yapılmış gibi görünüyor. Açıkçası burayı ilk gördüğümde kraliyet sarayı gibi bir yer sandım. Hani filmlerde gördüğümüz şehre elçiler geldiğinde bir kapıdan girerler, sonra saraya gelene kadar uzun bir koridor geçerler sonra basamaklardan saraya ulaşırlar bütün meydan tam olarak bunun için tasarlanmış gibi görünüyor.

IMG_2300Akşamları bu meydanda yer alan devasa fıskiyede inanılmaz bir su gösterisi başlıyor. Efsane müziklerin ritmiyle dans eden suların görüntüsünü izlemek harika oluyor. Alanda bulunan tüm merdivenler bir anda açık hava sineması koltuklarına dönüşüyor. Eline yiyecek içeceğini kapıp gelen merdivenlerde kendisine bir yer kapıp bu şöleni izlemeye koyuluyor. Akşama doğru meydana gelerek hem gündüz manzarasını seyretmek hemde akşam su gösterisini izlemek en mantıklı seçim olacaktır.

IMG_3105

Müze aslında az önce bahsettiğim gibi bir saray görünümünde. Burası Barselona’nın sayılı tepeleri üzerine yapıldığı için bütün şehrin harika bir manzarasına sahip. Yapay şelalelerden boşalan suyun sesi, ortamı daha da haşmetli bir hale getiriyor.

IMG_2288Müze belli bir alana kadar bedava. Sadece galerilere girmek için ücret ödemeniz gerekiyor.  Bizim gittiğimiz zamanda bir konser için hazırlık vardı. Diğerlerine ise kapılardan bakıp hızlıca çıktık. Eğer özellikle ilgi duyduğunuz bir alan yoksa bilet almanıza gerek yok. Dışarı çıkarak hemen önünde yer alan harika bir manzaraya sahip olan kafe de oturabilir, orada yer alan sokak sanatçılarını dinleyebilir ve hediyelik eşya alabilirsiniz. Bu arada müzenin içinde yer alan turistik mağazada da orijinal hediyelik eşyalar bulunuyor fakat fiyatlar biraz yüksek.

ARENAS DE BARCELONA

Meydanın hemen altında bulunan alışveriş merkezi bizde ki yapıların aksine bulunduğu ortama güzelce uyum sağlamış bir yapı. Burası sanırım Turist haritalarında yok fakat biz yemek yemek için uğradık. Burada alışveriş merkezinin çatısına çıkarak 360 derece Barselona manzarasının tadını çıkarabilirsiniz. Çatıya çıkmak için ayrıca bir asansör de mevcut fakat tamamen bir turist tuzağı olduğunu yukarı çıkınca fark ediyorsunuz. Neyse ki sadece 1 Euro kaptırdık 🙂 Bu asansöre para vermeden AVM içinden de yukarıya çıkabilirsiniz. Avm içinde helal yemek yiyebileceğiniz bir kaç tane mekan da bulunuyor.

IMG_2340
Meydanda yer alan AVM’nin çatısından Manzara

PARK GÜELL

Park Güell bir başka Gaudi şahaseri aslında. burası Gaudi’nin hayal dünyasını en iyi simgeleyen eserlerden birisi imiş. Yapım hikayesi 1910 yılında başlıyor. Şehrin en zenginlerinden bir sanayici Gaudi’ye şehri tam tepeden gören harika manzaralı bir arazi ve sınırsız finans desteği vermiş ve buraya 60 evden meydana gelecek olan bir site yapmasını istemiştir. Gaudi ise ruhunun çocuk tarafını konuşturmuş, iki tane evi tamamlayabilmiş ve birde rengarenk bahçe yapmıştır. Bahçeyi tasarlarken denizi kendisine ilham kaynağı alan Gaudi, denizin dalgalarını, hayvanlardan alınan ilhamları eserine yansıtmış, burada kullandığı kırık seramiklerle yeni bir akım başlatmıştır. Fakat sitenin sadece yarısı tamamlanabilmiş ve 1922 yılında bu alan halkın ziyaretine açılmıştır. Park Güell Sagra da Familia’dan sonra Gaudi’nin en iddialı yapısı olarak görülmektedir ve 1984 yılında UNESCO’nun dünya mirası listesine alınmıştır.

Park Güell’e gittiğinizde neler mi göreceksiniz ? Masallardan fırlamış gibi görünen iki tane ev, yılanı andıran bir bank, peri masallarını canlandıran pavyonlar, Gotik kemerler ve aslında bir pazaryeri olarak tasarlanan sütunlu bir alan olan Sala Hipostila, dev kertenkeleler ve daha bir çok şey. Park Güell içinde Gaudi’nin 1906 – 1926 yılları arasında 20 yıl yaşadığı bir ev de bulunuyor .Bu evde, Gaudi’nin başka projeler için tasarladığı bazı mobilyalar ile mimarın kendi tasarımı olan mobilyalar varmış, biz zaten biraz sonra anlatacağım Hora saatinde buraya geldiğimiz için buraya girmedik.

Burada yer alan Modernista parkından ve farklı seviyede tasarlanmış taraçalardan kentin ve denizin harika manzarasını seyredebilir, ağaçlar ve gölgelik yürüyüş yolları arasında hoşça vakit geçirebilirsiniz.

Biz Sagra da Familia gezisinden sonra Park Güell’e geldik. Saat 17:00 gibi . Saat 17:45’de ise İspanyolların HORAA dedikleri ücretsiz giriş başlıyor. Havada henüz aydınlık, boşuna giriş ücreti ödemeyelim dedik. Fakat malum Kasım ayında havalarda erken kararıyor. Öyle bir ana ayarlanmış ki hava tam kapkaranlık oldu kapılar açıldı. yani o renkli dünyadan hiç bir şey göremedik, fakat gerçekten gezilmesi gereken yerlerden birisi. Yani paranıza kıyın, içeriye girin, yaz güneşinin altında serinlik alanlarda gezin, alışveriş yapın:)

IMG_2611IMG_2578

Casa Mila

Casa Mila yada (La Pedrera),  Gaudi’nin Sagrada Familia’dan sonra en çok ziyaret edilmek istenen bir diğer yapısı imiş. Ziyaret edilmek istenen diyorum çünkü giriş ücretleri inanılmaz yüksek. Şu anda 34€’ya satılan biletlere buradan ulaşabilirsiniz. Tabiki bina oldukça güzel ve enteresan fakat kişi başı 110 TL oldukça yüksek bir tutar. Yine de gitmek isteyenler için kısaca bilgi verecek olursak Passeig de Gracia Bulvarı’nda yer alan bina tahmin edileceği üzere yine Gaudi tarafından sanat meraklısı politikacı Pere Mila için 1906 yılında yapımına başlanmış uzun bir süre sonra tamamlanmıştır.

 Binanın tasarımında ortada yer alan üstü açık boşluk sayesinde tüm alanlar güneş ışığından faydalanabiliyormuş. Tamamen doğal taşlardan inşa edildiği için tasarım ve rengi bulunmuyor. Dış cephesinin farklı tasarımı nedeniyle burası hakkında da pek çok iddia bulunuyor. Mesela Montjuc dağından, maden ocaklarından yada mağaralardan esinlenildiği gibi.
   İlk yapıldığı günden sonra uzun yıllar boyunca entellektül (yada kendisini entel sananlarmı demek lazım bilemedim) yoğun eleştirisine hedef olan yapı, Unesco Dünya mirası listesine girdikten sonra tüm dünyada popüler bir hale gelmiş. İçinde şu an Sanat Galerisi ve özel konutlar yer almaktadır. Casa Mila’nın en dikkat çekici kısmının çatısı olduğu söyleniyor. Fakat yüksek giriş ücreti ve Sagra da Familia giriş saatimizin yaklaşması sebebi ile biz binayı yalnızca aşağıdan gördük. Evet burası Sagra da Familia’ya biraz uzunda olsa yürüme mesafesinde.
Dışarıdan gördüğümüz kadarıyla Gaudi yukarıdaki hangi tasarımı örnek almış olursa olsun başarılı olduğu yönünde. Bundan başka aşağıdan görülen balkonlarda ise zeminin cam olması da son derece enteresan.

En üst katta yer alan Espada Gaudi’de, çeşitli çizimleri, fotoğrafları ve maketleri inceleyerek  sergilendiği Gaudi’nin dünyasını daha yakından inceleme imkanı bulunuyormuş. Dönem mobilyaları ile dekore edilmiş olan Modernista El Pisde La Pedrera’nın ise 19. yüzyılın sonlarındaki Barselona’nın tipik burjuva dairelerinin güzel bir örneği olduğu söyleniyor. Bunlar dışında; iç ve dış avlu, 250 kişi kapasiteli oditoryum ve Caixa de Catalunya’nın işlettiği Geçici Sergi Salonu Casa Mila’nın diğer önemli bölümleri arasında yer alır.Paranıza kıyıp girerseniz görebilirsiniz 🙂

IMG_2403IMG_2412

Casa Battlo

Barselona için diğer pek çok Avrupa kenti için sık yapılan gezilecek yerler birbirine çok yakın, yürüyerek gezebilirsiniz geyiği yapamayacağım. Barselona büyük bir şehir ve gezilecek yerler birbirine yakın değil. Sanırım ilk tam günümüzde 40.000 civarında adım atmıştık. Akşamında ise artık yorgunluktan oturacak bir bank ararken bir anda gözlerimizi kamaştıran bir bina gördük; Casa Battlo. Öncelikle hemen önündeki bankta uzun bir süre oturup doya doya binayı izleyip selfie çektik, sonra giriş ücretlerine bir baktık. işte o an Gaudi’nin biraz pahalı bir adam olduğunu anladığım an oldu. Hadi Sagra da Familia biraz daha uygun fakat La Pedrara ve buradaki fiyatlar oldukça yüksek. Kişi başı tam 21,5 €. Yani yaklaşık tam 72 TL.neyse deyip biraz daha binanın manzarasına gözlerimizi doyurduktan sonra caddenin karşısına geçip orada resim çektikten sonra hostelimizin yolunu tuttuk.

IMG_2658

Kısaca binanın tarihine değinecek olursak, daha önce Yine Gaudi tarafından tasarlanan bina Battlo adlı zengin bir arkadaşın şehrin en gözde yerlerinden birinde, bir görenin dönüp bir daha bakmak isteyeceği bir ev yaptırmak hayaliyle bu binayı alması ve restorasyonu için tekrar Gaudi’ye başvurması ile birlikte ortaya çıkmış durumda.

IMG_2650

Barselonata

Biz gittiğimizde havalar biraz daha soğuk olduğu için uğramadık fakat bahsetmezsek olmaz. Olimpiyatlar zamanında yapılmış olan ve suni plaj olan Barceloneta plajı 1100 metre uzunluğunda imiş. Bu Suni plaja özellikle yaz aylarında bir çok turist denize girmek için geliyormuş hemde. Plajının güzel ve ferah olduğunu anlatmıştı arkadaşlarım. Plajda bar ve restoran seçenekleride bulunuyormuş. Biz kasım aylarında  olduğumuz ve süremizin kısıtlı olması sebebi ile uğrayamadık. Barselona’ya hem deniz hem gezilecek yer turizmi için gidenlerin favori yerlerinden birisi olabilir. Fakat bence siz yine de deniz tatili için cennet vatanımızı tercih edin derim 🙂

La Rambla

La Rambla için Barselona’nın İstiklal Caddesi dersek yanılmış olmayız herhalde. Yukarıdan Placa de Katalunya ve aşağıda Cristof Colomb heykeli bulunan yaklaşık 3 kilometre uzunluğunda olan bu cadde Barselona gece hayatınında merkezlerinden birisi diyebiliriz. Geceleri aynen bizim istiklal caddesinde olduğu gibi sizi kulüplere çağıran kişiler ortaya çıkıyor. Gündüzleri ise çok yoğun bir turist trafiği içerisinde ilerlemeye çalışıyorsunuz.

img_2347

Sağınız ve solunuzda pek çok güzel yapı bulunuyor. Caddenin paralelinde ve biraz üst kısımlarında ise alışveriş meraklılarını cezbedecek mağazalar bulunuyor. Bilindiği üzere Zara, Mango, Bershka gibi markaların ana vatanı İspanya. Birde ana vatanı Barselona olan Desigual diye bir marka var ki mutlaka uğranması gerekiyor. Bunun dışında oldukça lüks mağazaların büyük mağazaları da cadde üzerinde bulunuyor.
La Rambla üzerinde Market de la Bazarre, Placa de Catalunya, Hard rock Cafe bulunuyor. Siz de caddelerde her tarafa bakarak yürümeyi sevenlerdenseniz benim gibi her akşam oraya giderek turlayabilirsiniz. her gün orada yeni bir şeyler keşfedecek ve şaşıracaksınız.

IMG_2352
Market De la Bazarre

La Rambla’nın paralel sokaklarında da şehrin daha eski yapılarını görebilirsiniz.

IMG_2353Bu sokaklar yeni yapılara göre daha dar olduğundan eski kısma geldiğinizi hemen anlayabilirsiniz. Bu dar sokaklarda daha eski restoranlar, kiliseler ve evlerde bulunuyor.

Market De la Bazarre

La Rambla üzerinde yer alan ve içerisinde pek çok taze lezzeti bulabileceğiniz bir market. içeri girdiğinizde renk renk meyve suları, taze taze pişen balıklar ve pek çok lezzet bulabilirsiniz. Bazı yerlerin ama özellikle de balıkçı dükkkanlarının önünde oturup taze lezzetleri mideye indirecek oturma yerleri de bulunuyor.

Catedral de Barselona

La Rambla’dan ayrılıp Barri Gotic semtine girip dar ve karışık sokaklarda biraz kaybolduktan sonra önünüze çıkan güzel bir yapı. kiliseler genelde baktığınızda camiler gibi insanın içini ferahlatmak yerine içini sıkan bir mimariye sahip olabiliyor. Catedral de Barselona’da da aynı şekilde hissedeceksiniz. İçi de yine hafif karanlık, dışarı çıkmak için sabırsızlanacağınız bir bina. Fakat  yapımı sırasında sarfedilen emek takdire şayan.

Ekran Alıntısı

Palau De la Musica

Belki uygun bir konser bileti buluruz umudu ile gittiğimiz fakat maalesef hayal kırıklığına uğradığımız mekan. Hayal kırıklığımızın sebebi ise pahalı biletler değilde hiç bilet bulamamak oldu. İspanya’da böyle muazzam bir sahnede bir Flamenko dinlemek pek hoş olabilirdi aslında. Bu arada tabi Flamenko dinlemek isterseniz turistik yerlerin çoğunda yemekli veya yemeksiz organizasyonlar yapılıyor. Fiyatlar ve rezervasyon için linki buradan bulabilirsiniz.

musica

Casa Calvet

Katalunya meydanından, Arc de Triump’a giderken yol üzerinde uğrayabileceğiniz bir mekan. Gaudinin bir başka güzel eseri.

calvet

Arc de Triomf

Barselona şehrinin kapıları. Bunlarda son derece görkemli ve altında patene binen pek çok kişi görebilirsiniz. Uğrayıp bir kaç kare resim çekmek için güzel bir mekan. Arkasında da devasa bir park bulunuyormuş, biraz ilerisi ise deniz. Biz burada biraz dinlendikten sonra, haritada başka bir şey göremeyince geri dönmüştük. Fakat siz bi deniz kenarına kadar gidip bize ne var ne yok bilgi verirseniz seviniriz 🙂

arc de triump

Montserrat

Barselona’nın yaklaşık olarak 40 km kuzeybatısında bulunan Montserrat dağına aslında bir günü ayırmak gerekiyor. Aslında fazla süremiz olmamasına rağmen burada çekilen resimleri inceledikten sonra o kadar etkilendim ki gitmesem olmazdı. Tabi Barselona’yı o kadar çok sevdim ki muhtemelen oraya ilerleyen yıllarda bir kaç kez daha gidip gezdiğim yerleri sindire sindire bir daha gezeceğim o da ayrı bir konu 🙂

Monterrat dağı aslında ilginç görünümü sebebi ile geçmişten günümüze hep ilgi odağı olmuş bir yer. Sonrasında ise ile buraya yapılan Manastır yapılmış ve burada yaşayan Moreneta Bakiresinin burada pek çok mucizeler gerçekleştirdiğine inanılıyor. Bu sebeple şu an Katalanların hacı merkezi bile olmuş durumda. Bu hac ziyaretleri 27 nisan ve 8 Eylül tarihlerinde yapılmakta imiş. Çevredeki hediyelik eşyaların üzerinde yer alan çocuk figürlerinden de anlayacağınız üzere özellikle çocuk sahibi olmak isteyen insanlar buraya geliyorlar. Bunlar aynı zamanda çevrede yer alan otellerde kısa bir süreliğine de olsa kalarak keşiş hayatı yaşıyorlarmış.

Uçurumun kenarındaki Montserrat Restouranı güzel manzarası ile yemek yenebilecek nadir yerlerden birisi. Ayrıca bu restorana giderken göreceğiniz yöresel pazardan alışverişte yapabilirsiniz.

Montserrat’ın çevresinde pek çok yürüyüş yolu bulunuyor. Bunlar manastırın çevresinden başlayarak daha eşsiz manzaralar sunan tepeye doğru çıkanlarda bulunuyor. Bizim gittiğimizde burada havanın soğuk ve vaktin geç olduğunu düşünerek bu yollara çıkmadık ama bir sonraki sefere mutlaka gideceğim.

Barselona’dan Montserrat’a gitmek için Plaza Espanya durağından trene biniliyor. Bu durakta Gidiş Geliş tren biletinizi sarı makinalardan görevlilerin yardımı ile alabilirsiniz. buradan her saat başı tren mevcut. İlk tren sabah 08.36’da. İniş istasyonu: Monistrol de Montserrat. Zaten trendeki pek çok kişi bu durakta iniyor. Bu sebeple durağı kaçırmanız imkansız.

Bu durakta bekleyen bir teleferik sizi alarak 600 m yukarıya kadar çıkartıyor. tabi bunun için Plaza Espanya’dan bilet alırken ek olarak bununda ücretini ödemek gerekiyor. Çünkü telerefikte biletler mutlaka kontrol ediliyor.

Montserrat Tren ücreti: Kişi Başı 30€ (toplam)

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir