Kum, Deniz, Yanartaş – Çıralı

Yepyeni bir seyahatimizden daha herkese merhaba,

Bu seyahatimizde ekim ayının başında Türkiye’de deniz tatilinin bitip bitmediğini deneyimleyeceğiz. Hani herkes Temmuz, Ağustos aylarında koşa koşa denizde gidiyor ya, biz birde Ekim ayında denizin nasıl olduğuna bakalım dedik. Malum fiyatlar vs normal seviyelere düşmüş oluyor. öncelikle bu aylarda rotamız tabi ki Antalya ve civarı olması gerekiyor. Ege taraflarında bu sezonda deniz artık iyiden iyiye soğumuş oluyor. O halde kucakla bizi Antalya 🙂

Siz Google’a sormuşsunuz ama cevabı biz veriyoruz. Hadi o zaman başlayalım.

Biletlerimizi çok önce Pegasus’un yaptığı 2. ye %50 kampanyasıyla aldık. ve sıkı durun iki kişi gidiş dönüş, 183 lira 92 kuruşa biletlerimizi aldık. Hemde sabah erken gidiş akşam geç dönüş. Cuma günü izne çıktık ve Pazartesi akşam döneceğimiz için bu sefer tam 4 günümüz var.

Tatil için kendimize Olimpos Çıralı’yı seçtik. Burası Bungalow’ları ile meşhur bir yer. Sessiz sakin tam kafa dinlemelik bir yer arıyorduk ve Olimpos Çıralı tam da bizim aradığımız şeyleri sunduğu için burayı tercih ettik. İş yerlerinde tam da en yoğun dönemlerin başladığı bir dönem öncesinde böyle bir tatile ihtiyacımız vardı. Tabi Antalya’nın farklı yerlerindeki 5 yıldızlı otellerde bile böyle dönemlerde çok iyi fırsatlar yakalanabiliyor. Tercih size kalmış.

Sabah erkenden kalkarak en sevdiğimiz hava alanı olan Sabiha Gökçen’in yolunu tuttuk. Neden en sevdiğiniz diye soracak olursanız burası aslında küçük ve çok düzenli bir havaalanı. Gitmek istediğiniz yere hızlıca ulaşma, otopark seçeneklerinin çok olması evimize görece yakın olması burayı sevme nedenlerimiz. Şimdi birde büyük ve yeni hava alanımız açıldı, biz henüz kullanmadık ama kullananların deneyimlerini de çok merak ediyoruz. Biz hemen işlemlerimizi halledip, küçük bir kahvaltı yaptıktan sonra uçakta yerlerimizi aldık. Sonra bir Sabiha Gökçen klasiği olarak rötar yedikten sonra uçuşa başladık. (En sevdiğimiz hava alanına yakışmadı doğrusu 🙂 ne zaman bitecek bu pist çalışmaları 🙂

Uçakta ise ilk defa bir pilot bu kadar detaylı bilgiler veriyordu. “Efendim, hava alanındaki yoğunluk nedeniyle uçuşumuz 35 dk geç başladı, uçuşumuza Bxx bilmemne pistinden başlayacağız, Antalya hava bilgisini şu saatte vereceğim” falan. Genelde ne konuştukları bile anlaşılmayan pilotların aksine bu kez adeta bir TRT çalışanı uçağı kullanıyordu sanki.  Sonra Antalya’ya da yaklaşınca söz verdiği üzere hava durumu bilgisi, saat kaçta ineceğimizi, hangi piste ineceğimizi bize anlattı.

Antalya hava alanı turizm nedeniyle belki de Anadolu’da görebileceğiniz en büyük hava alanlarından birisi. Sırf Pegasus’un bile Eylül döneminde günde 10’dan fazla seferi bulunuyor. Buna diğer hava yolu şirketleri ve Yurt dışından direk uçan hava yolu firmalarını ekleyecek olursanız oldukça güzel rakamlar ortaya çıkıyor. Yurt dışı firmalarından buraya gelen hava yollarından en büyüğü sanırım Corendon hava yolu firması. Hani Atatürk Hava limanında her yer THY ya, aynen onun gibi her yer Corendon 🙂

Hava alanından çıktıktan sonra sağ tarafta Belediye otobüslerinin ve Havaşların kalktığı alanı görüyorsunuz. Çıralı’ya gitmek için önce bu alandan Antalya Kart ile ister belediye otobüslerine veya Havaşla Otogara ulaşmanız gerekiyor. Çıralı tarafına gitmek için Otogarın içindeki İlçe Terminalinden Kumluca otobüslerine binebilirsiniz. Bilet ücreti 15 TL. Bu otobüsten güzel manzaraların arasından geçerek Çıralı yol ayrımında iniyorsunuz.

Sonra orada bekleyen ve ana yol-Çıralı arasındaki bağlantınız olan dolmuşa biniyorsunuz. Bu dolmuş her saatin yarısında yukarıdan aşağıya iniyor. Aşağıdan yukarıya seyahat ise her saatin başında yapılıyor. Yani bu dolmuşu kaçırırsanız kafadan 1 saat rötar yiyeceğiniz için saatlere dikkat etmeniz gerekiyor. Kişi başı ücret 7 TL.  Biz gittiğimizde dolmuş aşağıya doğru inmişti. 4 kişiydik. Orada bekleyen diğer dolmuşa bizi aşağıya kaça bırakırsın dediğimizde 40 TL dedi. Yani kişi başı 10 TL. Tabi hemen kabul ettik. Yine bir vadiden aşağı doğru, güzel manzaraları geçerek Çıralı’ya  doğru inmeye başladık. Yol zaten 15 dk civarı sürüyor. Sonrasında ise tüm doğallığı ve güzelliğiyle Çıralı size merhaba diyor. Dolmuşçu sağ olsun bizi gideceğimiz pansiyonun önüne kadar bıraktı.

Burada kalacağımız yer Barış Pansiyon. Çıralı’da  kalacağınız yeri seçerken, plaja ve dolmuşun kalktığı yere yakın olmasını tavsiye ederim. Çıralı plajı yaklaşık 3 kilometre uzunluğunda ve bu yolun bir ucu Olimpos, diğer ucu ise Yanartaş tırmanışının başladığı yer. Barış pansiyon bu ikisinin hemen hemen ortasında ve dolmuş durağına çok yakın.

Tavsiye konusunda ise biz ödediğimiz ücretin karşılığını fazlasıyla aldık diyebilirim. Zaten geniş bir bahçenin içerisinde.

3 gece için kahvaltı dahil 400 TL civarında bir ücret ödedik. Etrafta tavukların gezdiği, hamaklar bungalowlarla güzel bir pansiyon. Sadece bizim kaldığımız oda Bungalow olmadığı için biraz kötüydü diyebilirim. Bungalow’lar çok daha güzel görünüyordu. Pansiyon şık mı değil, lüks mü değil ama kalacağınız otelin-pansiyonun güzel olmaması sizi daha fazla şey keşfetmeye de zorlayabilir. Bunu da göz önünde bulundurun 🙂

Çıralı Sahili:

Pansiyona yerleştikten sonra sanki bütün yazı hunharca plajlarda harcayan biz değilmişiz gibi hemen mayolarımızı giyip sahile çıktık. Gün boyu burada denize girdik. Hava sıcaklığı ideal, deniz suyu ideal. Yani Antalya için tam tatil zamanları, yaşasın… Çıralı ve Olimpos’un suyu dışardan pırıl pırıl. Fakat içine girdiğinizde biraz bulanık görünüyor. Bunun sebebi ise dağlardan gelen soğuk su ile sıcak tuzlu suyun karşılaşmasının suyun berraklığını bozması imiş. Yani su temiz içiniz rahat olsun 🙂

Çıralı Plajı kum ve uuupuzuuunnn. Kimi yerlerinde küçük çakıl taşları var. Denizin içi ise genellikle küçük taşlardan. Küçük taşlara basar basmaz su aniden derinleşiyor. Dikkat etmek lazım yani. Tabi bir de giderken deniz ayakkabılarınızı yanınıza almayı unutmayın 🙂

Birden derinleşmesi çocuklara çok uygun olmadığı anlamına geliyor bir yandan, aman dikkat.

İlk gün Çıralı plajında dinlendik. Tatile çıkmadan önce hava durumuna her baktığımızda bizim gittiğimiz gün ile döneceğimiz gün arasını yağmurlu gösteriyordu. Şansımıza ah vah ederken neredeyse tüm gün denize girdik yüzdük. Hava biraz kapanmaya başlamıştı fakat sonunda bizi üzmedi 🙂

Denize girdikten sonra etrafı tanıma zamanımız geldi. Burada sahil şeridinde bulunan pansiyon sahipleri plajda da kendilerine özel yerler yapmışlar. Bizim pansiyonumuzun yeri o kadar güzel olmadığı için biz yan taraftaki Çıralı Restoranı tercih ettik. Burada fiyatlar yerine göre makul lezzetlerde fena değildi.

Sonrasında ise odalarımıza gelip hazırlanarak akşam Olimpos’a doğru yola çıktık. Buraya gitme fikrini hangi bloktan aldım bilmiyorum ama bunun en azından bizim gittiğimiz sezon için iyi bir fikir olmadığını söylemem lazım. Sebebini birazdan açıklayacağım.

Olimpos: Olimpos’a gitmek için yaklaşık 1 saat veya biraz daha fazla bir süre plaj alanını yürüyerek aşmanız gerekiyor. Buralar arasında herhangi bir vasıta da mevcut değil. Olimpos’un plaj kısmından yerleşim yerlerine gitmek içinse aradaki milli park alanını ücret ödeyerek geçmelisiniz. Tabi akşam 18:30’dan sonra geçiş serbest. Bizde bu saatten sonra gittik. Olimpos’un yerleşim alanına ulaşmak için yaklaşık 700m’lik yolu da tamamen zifiri karanlıkta yürüyerek aşmanız gerekiyor. Zaten bu tatilimizde akşam karanlıkta yürümelerimizle hatırlayacağım büyük ihtimalle.

Neyse ki zaten sizinle birlikte yürüyen veya karşıdan gelen çok fazla insan olduğu için çok fazla korku yaşamıyorsunuz. Telefonun flaş ışığıyla bu korku yolunu aştıktan sonra Olimpos’a vardık. İlk sorduğumuz yer meşhur Bull Bar oldu. Burası çok meşhur diye okumuştum gitmeden önce fakat google maps’te bulamadık. Sonra Olimpos’ta ilk ağaç ev geleneğini başlatan Kadir’s Bar’a baktık. Oda yolun karşı tarafındaydı. Fakat oraya gitmeden önce Olimpos’taki sessizlik o kadar dikkatimizi çekti ki burada öyle bir bar vs olmasına imkan vermediğimizden olsa gerek birisine sorduk.

– Bull Bar ne tarafta? Adam yolun karşı tarafını göstererek ilerde dedi.

– Peki Kadir’s ?

– Oda orada

– Peki canlı müzik falan var mı ?

Arkadaş ağzını biraz aşağıya düşürüp öyle umutsuzca bir hayır işareti yaptı ki, bizim ümidimiz kalmadı zaten 🙁 Tabi belki tam yaz aylarında daha eğlenceli bir ortamla karşılaşabilirsiniz fakat ekim ayında durum bu.

Neyse baktık Olimpos tarafında hiç hayat belirtisi yok, biz Çıralı’mıza dönelim diyerek tekrar karanlık yolumuza düştük. Hızlı bir şekilde korku yolunu tekrar geçip Olimpos plajına vardık. Burada kampçı, çadır kuran ve belki doğru ifade mi bilmiyorum ama hipi yaşam tarzı benimseyenler geceleri de  burada takılıyor.  Yani akşamları da burada çadırlar kuruluyor,  muhabbet gırla gidiyor ve gece karanlığında denize giriliyor 🙂

Bizde bu gençleri görünce taşlık alanda yere uzandık ve saatlerce ayı ve yıldızları izledik. Bu güzelliğe sadece dalgaların sesi eşlik ediyordu. Çıralıya gittiğiniz de yapmanız gereken 10 şeyden birincisi bu. Geceleri mutlaka sahile uzan ve gökyüzünü izle.

Resim alıntıdır!

Uzunca bir süre bu şekilde yattıktan sonra yemek yemek üzere ayağa kalktık ve sahilde yan yana sıralanan restoranlara geldik. Burada akşam yemekleri için pek çok seçenek mevcut. Bizim seçimimiz 01 Nihat oldu. Burası Foursquare’den baktığımız yorumlara göre çok iyi değildi. Fakat kapıdaki arkadaşın muhabbeti ile içeriye daldık. Öncelikle fiyatlar böyle bir yer için ideal sayılabilir. Salatalar çok güzeldi. Burada yediğim Kuzu Ciğer kebabı da fevkalade idi. İstanbul’da asla bulamayacağınız bir ciğer keyfini burada yapabilirsiniz. Zaten isminin 01 olması da Adana plakasına atıftan geliyor. Birde sanırım Antalya merkezde bulunan ve Antalya’nın en ünlü restoranı 7 Mehmet’e bu şekilde bir gönderme yapılıyor. Kebapçı kavgası çıkmasa bari 🙂

Burada iki kebap, 3 çeşit salata 100 TL hesap ödedik. Tek eksi yanı içecekleri getirmeyi unutmuşlardı. Bizde yemek sonrası hatırladık, yani sorun değil.

Çıralı’da yapılması gereken şeylerden ikincisi 01 Nihat’ta Ciğer kebabı yemek.

Ertesi gün sabah erkenden kalkacağız. Otele gidip günü biraz erken noktalıyoruz.

Çıralı’da Gün doğumu: Çıralı’da ikinci günümüz sabah 06:30’da başlıyor. Burada gün doğumunun efsane olduğu söyleniyor. Bizde güneşin doğuş saatine bakıyoruz. Saat 06:50’de doğacağı için 06:30’da kalkıyoruz. Üzerimize polarlarımızı giyip hemen plaja gidiyoruz. İki boş şezlong bulup uzanıyoruz hemen. Gün de neredeyse doğmak üzere.. Hava biraz bulutlu ama olsun. Neyse saat 07:00 oldu fakat hala güneş yok. Nedeni ise tam ufukta bulunan kalın bulut parçası. Sahilde bizimle birlikte belki yüz kişi bu anı bekliyor. Neyse sonrasında güneş o kalın bulutları aştı ve yüzünü gösterdi.

Gerçekten sabahın köründe bu kadar insanın buraya gelmesine değen görüntüyü gördük. Manzara gerçekten çok güzeldi. O kadar etkilendik ki bir sonraki gün sabahta aynı yerden manzara izlemeye gittik 🙂  Çıralıda yapılması gereken şeylerden üçüncüsü sabah doğan güneşi izlemek 🙂

Gün doğduktan sonra hemen kahvaltı etmek için tekrar pansiyona döndük. Kaldığımız pansiyonda normal aile kriterlerine pek uymayan kişiler kalıyor. Çıralı’da tanıştığımız pek çok insan da zaten bu şekilde. Mesela Alman bir turist grubu, içlerinde bir adam, 2 yaşlarındaki çocuğuyla burada. Ya da biri avukat biri eczacı yaşlı bir çift, 40 lı yaşlarındaki evli fakat eşi yanlarında olmayan oğullarıyla tatilde. Endonezyalı fakat Amerikan vatandaşı bir kadın, Ankara’da öğretmenlik yapıyor, ama tek başına buraya gelmiş ve tatil yapıyor. Ya da 40’lı yaşlarında bir kadın yanında küçük kızıyla buraya tatile gelmiş. Burada bir şekilde iletişime geçtiğimiz herkes böyleydi nerdeyse. Çıralı-Olimpos belki de kendi hayatlarımızdan kaçma yeridir.  Bu kadar insan buraya geldiğine göre.

Tekne Turu: Kahvaltı sonrası bir sonraki gün hava güzel olduğu takdirde katılacağımızı söylediğimiz tekne turunu ayarlayan Yanartaş firmasını arıyoruz. Tekne turunun olduğunu teyit ettikten sonra saat 10:30’da tura katılmak üzere yola çıkıyoruz. , Tekne turu için burada normalde 3 farklı rota var. Fakat artık ana sezonun dışına çıkıldığı için en popüler rota olduğu belirtilen 1. Opsiyon uygulanıyor. Bu tur Porto – Ceneviz koyu, Sazak Koyu, Akvaryum koyu, Çoban koyu arasında dolaşıyor.

Tur başladığında fark ettikki gittiğimiz yerlere herhangi bir şekilde ulaşım olmadığı için hepsi son derece doğal kalmış yerler. Su inanılmaz güzel, tertemiz. Hatta  1 tane caretta caretta bile gördük. Sezonda olmamamıza rağmen bu sularda yüzüyordu. Sonra bir daldı, dalış o dalış bir daha da göremedik 🙂 Nasıl bir nefeslenmedir o Caretta kardeş.

Normalde mağaralara da uğrayacaktık fakat deniz biraz dalgalı olduğu için orayı pas geçtik. Sezonda gidenler için, çokça methedilen fakat sezon dışında olduğumuz için gidemediğimiz Suluada turunu da yapmalarını önerebiliriz.

Bu arada tekne turlarında verilen yemekleri bilirsiniz, baştan savma bir şekilde pişirilen alabalık, yanında kötü, sossuz bir makarna ve uyduruk bir salata. Fakat burada ne yiyoruz, ÇİPURA, hemde mısır unu ile yağda kızartılmış, gayet güzel domates soslu bir makarna ve salata, kapalı içecekler. Ya tamam turumuz biraz butik ama bizi utandırıp, tekne turları hakkında tüm algılarımızı yıkıyorsunuz tekne bey 🙂

Ege’de tekne turlarını bilirsiniz, durduğunuz tüm yerler harikadır, yüzmek son derece keyiflidir. Aksiyon kamerası da olmazsa olmaz tabi. Yani bir günü ve eğer sezondaysanız alternatif turlar ile bir kaç gününüzü bu şekilde değerlendirebilirsiniz. . Tekne en son Olimpos’a geliyor. Burada da biraz durduktan sonra Çıralı’ya geri dönüyor.

Çıralı’da mutlaka yapılması gereken şeylerden dördüncüsü tekne turuna katılmak.

Yanartaş: Hayatınızın en egzotik gecesini yaşamaya hazır mısınız ? Peki bu egzotik gecede sucuk ekmek yemeye ?

Hayır ya, şaka yapmıyoruz, tekne turu sonrasında önemli bir aksiyon daha bizi bekliyor. Tekne turunda ki yorucu fakat güzel günden sonra akşam yine yorucu bir aktivite olan fakat Çıralı’ya gelenlerin mutlaka gittikleri bir yer olan Yanartaş’a gideceğiz. Bunun içinde yine “Yanartaş Turizm’i arıyoruz. Saat 19:15’de dolmuşun kalkacağını söyledi. Hemen hazırlanıp yola çıktık. Dolmuşa binmeden önce, hemen oradaki marketten sucuk, ekmek, kaşar peyniri, bıçak ve çöp şiş alıp dolmuşa bindik. Yanartaş’a gidiş dönüş ücret kişi başı 15 TL. Yanartaş’a giriş içinde kişi başı 6 TL ödüyoruz. Sonra yolun zorlu kısmı başlıyor. Tamamen karanlık bir yolda yaklaşık yarım saat boyunca merdiven ve merdiven olmayan yerlerden çıkıyoruz. Burası oldukça zorlu bir yol tepeye çıkana kadar bir kaç kere mola vermemiz gerekiyor. Gündüz buraya gelirseniz Antalya sıcağında tepeyi bulmanız baya zor olacaktır. Sanırım en iyi çözüm hava kararırken tepeyi bulacak şekilde kendinizi ayarlamak olacaktır. Sonrasında ise dilediğiniz kadar tepede kalabilirsiniz. Dolmuş sizi aşağıda bekliyor zaten. Dolmuştaki diğer kişilerle döneceğiniz saat için anlaşıp, ona göre dönüş yoluna geçmeniz gerekiyor.

Kan ter içerisinde Yanartaş’ın tepesine vardığımızda birden gözlerimiz de faltaşı gibi açıldı. Taşların arasından çıkan ateş var, bu dağ yanıyor !!!

Yanartaş’ta taşların arasından çıkan gazlar yaz kış sürekli yanıyormuş. Hemde dağın her yeri bu şekilde !!! Topraktan çıkan ateşlerin manzarası harika. Herkes bir ateşin başını tutmuş, kimileri marshmellow pişiriyor, kimisi de bizim gibi olayı biraz abartıp, sucuk pişiriyor. Hemen sucukları küçük parçalara ayırıp şişlere taktık. Topraktan çıkan ateşte sucukları pişirip ekmek arası yapıp güzelce yedik. Böylece akşam yemeğini de ucuza getirmiş olduk:) Tabi yol ve giriş masraflarını saymazsak 🙂 Yok yok her türlü baya ucuza kapattık. Yani ucuz olmasa bile böyle bir deneyimi dünya da kaç yerde yaşayabilirsiniz.  Neyse Çıralı’da yapılması gereken şeylerden beşincisi Yanartaş’a gidip, orada sucuk ekmek yada Marshmellow pişirmek.

Fakat yolun dönüşü de çıkışı gibi yine oldukça zorlu. Buraya giderken ayağınızda spor ayakkabılarınızı giymeyi unutmayın. Çünkü terlikle sandaletle çıkılacak bir yol değil. Bir gün daha böyle bitti işte 🙁

Olimpos Plaj: 3. gün hedefimizde bir önceki gün tekneyle yanaştığımız ve ara ara keskin soğuk suyuyla bizi büyüleyen Olimpos var. Çıralı ile Olimpos arası 1 km’lik yolu yine plaj kumları arasında bata çıka yürüyerek geçtik. Burası Çıralı plajından daha kalabalık görünüyor. Deniz ise Çıralı’dan daha flu, nedeni ise Olimpos’un tam dağların kenarında bir yer ve buz gibi kaynak suyu burada tuzlu su ile karışınca bu blurluk oluşuyor. Zaten ara ara soğuk su öyle bi geliyorki ne olduğunuzu şaşırıyorsunuz 🙂 Tabi Antalya’da yakıcı yaz aylarında burada denize girmek inanılmaz güzel oluyordur.

Buranın eksi yanı etrafta yemek yiyebileceğiniz hiç bir yerin bulunmaması. Yani buraya gelirken biraz tedbirli gitmekte fayda var. Sabit olarak orada bulunan tek yer Olimpos müzesi girişinde yer alan bilet alanı. Orada alkolsüz meşrubatlar, dondurma bulabilirsiniz. Birde ara ara gelen gözleme satan bir teyze, 10 TL’ye ev yapımı tavuklu sandwich ve limonata satan birisi var. Hem ücreti 10 TL, hem de beğenmezseniz para almıyor. Sahile geldiğinizde yanınıza gelerek küçük kartlar dağıtıyor. Yemek işini de bu şekilde halledebilirsiniz. Bir de sahilde bira satmak için dolaşanlar bulunuyor. Yani hizmet ayağınıza geldi haaağğnımmm 🙂

Çıralı’da yapılacak altıncı şey Olimpos’ta tarihi harabelerin arasında yüzmek.

Olimposla ilgili kısa bir bilgi de vermek gerekirse burası Likya devleti zamanında 3 oy hakkı bulunan 6 kentten birisiymiş. Yani zamanının en önemli şehirlerinden birisi. Tarihte ise korsan yatağı olarak biliniyor. Sonrasında ise Romalıların egemenliğine geçiyor. Pek çok korsanın burayı zaptetmesi ve Romalıların şehri ele geçirmesi sürekli değişik kültlerin yerleşmesine neden olmuş. Yani her gelen korsan kendi kültürünü şehre getirmiş. Bu da kentin çok eski ve geniş bir tarihe ve kültüre sahip olmasını sağlamış.

3. gün akşamında güzel bir yemek için Çıralı’nın en güzel yemek yapan yerlerine Foursquare’den baktık. En güzel yemek opsiyonlarından birisi olan Mocca’yı bulduk. Sonra yürüyerek yollara düştük. Burası Çıralı’nın çarşısında kalıyor. Burada daha çok ve çeşitli yemek ve alışveriş yapabilecek yerler bulunuyor. Tabi bir Migros falan beklemeyin. Neyse Mocca’yı bulduk ve oturup buranın meşhur peynirli ıspanaklı pizzasından söyledik. Ortam gayet güzel, keyifli bir yer yapılmış. Ağaçlara zarar vermemek için özel bir çatı inşa edilmiş. Renkli lambalar asılmış. Hani şimdi Kadıköy taraflarında boy gösteren daha butik yerler gibi. Neyse Pizzamız geldi. İki kişi için gayet yeterli. Tabi bunda Mocca’ya giderken kokoreç yememinde etkisi olabilir.

Aslında burada çok meşhur Makara Kokoreç’te yemek istemiştim ama, kendisini açık göremeyince sanırım ismi “ALO KOKOREÇ” olan başka bir yerde yemek zorunda kaldım. Pizzaya geri dönecek olursak eğer ben kesinlikle doymam diyorsanız 2 tane söyleyin tabi, karar sizin. Burada yedikten sonra o güzelim ortamın sessizliği içinde pansiyonumuza geri döndük. İnanılmaz ama burada gerçekten gece hiç hayat yok 🙂

Çıralı’da yapılacak şeylerden yedincisi Mocca’da peynirli ve Ispanaklı Pizza yemek.

Bugün artık güneşin doğuşuna kalkmadık. Ne de olsa 2 defa gün doğumunu gördük. Bu kez daha normal bir saatte kalkıp kahvaltımızı ettik. Yola çıkmadan önce son bir kere daha denize girmek istiyoruz. İlk gün gittiğimiz ve yemeklerini beğendiğimiz Çıralı Restoran’a gittik. Sakin sakin sezonun kapanışını yaptık. Biraz dinlendik. Sonra hazırlanıp yola koyulduk. Yazının başında da söylediğimiz gibi Çıralı merkezden her bir saatte 1 tane dolmuş yukarı çıkıyor. Bu sebeple zamanı iyi ayarlamanız lazım. Dolmuş durağının hemen yanında bulunan küçük manavdan hiç sezonu olmamasına rağmen bir kaç çilek aldık. Sezonu olmamasına rağmen İstanbul’da yediklerimizin en iyisine 5 basardı 🙂 Birde İncir vardı ki o zaten dillere destandı. Manav abi ya hesaplayamadığından yada bilemediğinden bizi biraz kazıkladı ki, bende artık veda zamanı olduğu ve iyi duygularla ayrılmak istediğim için ses çıkarmadım 🙂

Dolmuşla yukarı çıktıktan sonra anayoldan geçen dolmuşlar duruyorlar. Buradan bineceğiniz dolmuşlar sizi Havaş servislerinin kalktığı 5M Migros’un hemen yanına kadar götürüyor. Aslında bizim aklımızda Antalya’nın ünü şehir sınırlarını aşan 7 Mehmet’te birşeyler yemek vardı fakat karnımız o kadar toktu ki, önünde indik, kendimizi tarttık fakat bir şey yiyemeyeceğimizi anladıktan sonra Havaş servisine doğru yola koyulduk. Sonrasında ise bu güzel şehre artık veda etme zamanı geldi.

Evet yapılacak 3 şey daha kaldı, bizim yapamadığımız. Onları da yazalım

Sekizinci Adrasan’a bir şekilde ulaşmaya çalışın. Araba kiraladıysanız bu Çıralı’dan 45 dakikalık bir yolculuk demek.

Dokucuncu eğer yazın geldiyseniz Olimpos’ta gece Bulls Bar veya Kadir’s te takılın

Onuncu ise gece Olimpos’ta denize girin, tabi bizim gibi gece denize girmekten korkanlardan değilseniz.

Antalya her geldiğimde bana bambaşka bir şehre gelmişim gibi farklı farklı güzel yüzlerini gösteren, belki de Türkiye’nin en yaşanılası, en gelişmiş şehri. Umarım bir sonraki buraya gelişimizde bizi yine güzelliklerle karşılar.

Farklı bir seyahatte görüşmek üzere.

One Reply to “Kum, Deniz, Yanartaş – Çıralı”

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir