Dubai – Gezilecek Yerler

Dubai’de ilk izlenimlerim ise genellikle yüksek binalar, aynen uçaktan gördüğüm gibi harika bir şekilde aydınlatılmış bir şehir, devasa binalar ve Ekim ayı sonunda bile oldukça sıcak bir hava. Sonra kendilerinde kalacağımız arkadaşlarımızın evine vardık ve yarınki yorucu program öncesinde dinlenmeye çekildik.

Sabah uyanınca arkadaşlarımız bizim için harika bir sabah kahvaltısı hazırlamışlardı. Dubai’de hemen hemen her şey oldukça pahalı olduğu için mümkün olduğunca kahvaltı işlerini evde halletmeye çalıştık. Böylece bu şehirde zevk alınabilecek her şey için daha rahat para harcayabilecektik. Kahvaltımızı yaptıktan sonra akşam 17:00 gibi başlayacak olan Çöl safarisi için aracımızı beklemeye koyulduk. O arada da arkadaşlarımızla biraz muahbbet edip hasret giderdik.

Arkadaşlarımız Dubai’ye Expot olarak çalışmaya gitmişlerdi. Orada ki hayatlarından bahsettik. İşin özü şu ki Dubai’nin para birimi olan AED Dolar ile fixlenmiş durumda. Bu durumda Dolar ile maaş alan Expotlar daha çok birikim yapabiliyorlar. Bunun yanısıra Ülke de hemen hemen hiç birşeyde vergi olmadığı için (Araba, Teknolojik ürünler vs) çok daha güzel bir hayat sürülebiliyor. Bunun üzerine Türkiye’de Dolar’ın hiç durmaksızın artışını da düşünürseniz Dubai biz Türkler için yaşanabilecek en güzel ülkelerden birisi haline geliyor.

Tekrar seyahatimize dönecek olursak Çöl Safari’sini ayarlayan arkadaşımızın telefonu çaldı ve Özel bir şoför bizi almaya gelmişti. Açıkçası Çölde safari için kullanılacak bir arabanın gıcır gıcır bir Toyota Land Cruiser olmasını düşünmemiştim. Tam 7 kişilik arabamıza binip Çöl yollarına düştük. Safari yapılan çöl aslında bir diğer Emirlik olan Sharjah içinde yer alıyor.UAE aslında şeriat ile yönetiliyor fakat bu da emirliklere göre değişiklik gösterebiliyor. Örneğin Dubai’de kurallar biraz daha esnetilmiş ve yabancı olanlara önemli bir suç işlemedikleri durumda dokunulmazken Sharjah’da şeriat kurallarının oldukça sıkı bir şekilde uygulandığından bahsediyor arkadaşlarım. UAE başkenti olan Abu Dhabi’de de kurallar Dubai’ye göre biraz daha sıkıymış. Yani aslında bir yabancı için yaşanabilecek en güzel yerlerden birisi Dubai.

Çöl’e doğru ilerlerken bu kadar önemli bir ekonomik gelişmenin nasıl olduğuna dair sürekli düşündüm. Sürekli söylenegelen ve aslı astarı olmayan petrol sayesinde çok geliştiler bilgisini yalanlayan bir bilgi öğrendim. Dubai ekonomisinin sadece %7’si petrol’den geliyor. Başkent olan Abu Dhabi’de ise bu oran bir hayli yüksek. Fakat oldukça vizyonlu olan ve kılık kıyafeti sebebi ile bizim beğenmediğimiz Şeyhler (Ki özellikle El Maktum’a bir parantez açmakta fayda var) kentte vergileri kaldırarak şehrini bir ticaret merkezine çevirmiş. Dünyanın hemen hemen tüm önemli firmalarının burada mutlaka bir ofisleri bulunuyor. Bir kaç milyon kişinin yaşadığı bir ülkeden Türkiye pazarını yöneten bir çok firma bulunuyor. Vergileri kaldırmak bir gelir kaybına yol açmamış, aksine belki 50 sene önce 20.000 kişinin yaşadığı bir şehri yeni baştan inşa etme fırsatı sunmuş.

Çöle yaklaştığımızda safariye çıktığımız firmayla anlaşmalı olan bir yerde duruyoruz. Şoförümüz namazını kılmak için bizden izin istedi, bize de marketten su vb diğer ihtiyaçlarıızı karşılayabileceğimizi söyledi. sonuç olarak çöle gidiyoruz. Susuz kalmak felaket olabilir ?

Sonrasında şoförümüz namazını kılıp yanımıza geldi ve yolculuğumuza bir 15 dk daha devam ettikten sonra çöl topraklarına girdik. Gözlerime inanamıyordum. Az önce bize çok lüks gelen Land Cruiser’dan binlercesi Çöl’de safari yapmak üzere toplanmıştı. burada tekrar bir 15 dk daha mola veriyoruz. Araçların lastikleri kaygan çöl kumunda daha iyi bir tutuş sağlaması için belli bir oranda indirildi. biz de bu esnada önümüzdeki bir tepeye çıkarak oradan çölde drift yapan araçları izlemeye koyulduk. Sonrasında ise tekrar yolculuk başladı. Bütün araçlar kocaman çölde bir çizgi halini aldı ve heyacan başladı. Önümüzdeki araçla aramızdaki mesafe biz hızlıyken bir kaç metreye düşüyordu. Tam kayıp çarpacağımızı düşündüğümüz inişlerde ise şoförümüz frene bastığı anda araç duruyordu. Safari yaparken kumun altınızdan kayıp gittiğini hissedebiliyorsunuz. Ayrıca bazı yerlerde şoförü daha da hızlandırması için Yalla Yalla diye bağırıyorduk araç içerisinde. Pek kibar bir beyefendi olan şoförümüz Muhammed’de bunları sadece nazik bir şekilde gülerek karşılık veriyordu. Ayrıca bazı güzel hareketlerden sonra ise Mabruk diyerek kendisini tebrik ettik.

Çöl manzarası gerçekten nefes kesici bir şey. Özellikle güneşin batış vaktine doğru yola çıktığınız için harika fotoğraflar çekebilirsiniz. Güneş tam batarken araçlar bir yerde duruyor. Burada herkes araçlarından inerek en ileriye doğru koşmaya başlıyor. Önemli olan şey hiç kimsenin gitmediği bir yerde, ilk olarak sizin ayak izinizi bırakmanız ve en güzel manzara da resim çekilebilmeniz. Eğer geride kalırsanız resimlerinize sizden daha ileriye koşmuş olanlarda girmiş olacak.

Biz burda en uca kadar gitmeyi başardık ve bir çok güzel resim çektik. Fakat kumda ayakkabılarla yürümek o kadar zor ki… Çıplak ayakla değil ama çoraplarla koşmak daha mantıklı olabilir. Hem böylece ayakkabılarınızdan daha sonra kum ayıklamak zorunda da kalmamış olacaksınız.Gerçekten hayatımda gördüğüm en güzel manzaralardan birisinin Çöl manzarası olduğunu söylemeliyim.

güneşi batırdıktan sonra tekrar arabalarımızla yola koyulduk. buradan Arap akşamları konseptli ve çölün orta yerinde bir yere akşam yemeği yiyecegimiz yere gectik.

Sonrasında biz yemek yiyeceğimiz yere hava karardıktan sonra vardık. Öncesinde Tavuk Döner dürüm ve felafel benzeri bir aperatif dağıtılıyor. Alkolsüz içecekler ise açık büfe. bu esnada bir Erkek Dansçı sahneye çıkıyor ve üzerindeki ışıklı giysileri ile şovunu sergilemeye başlıyor. Ana Tema aynen bizim Mevlevi dervişlerinde olduğu gibi olduğu yerde dönmek. Tabi burada dini bir amaç güdülmüyor. Şovdan bazı kareleri aşağıya ekledim. Şov bittiğinde ise seyircilerin arasından bazı kişileri seçerek kendi kıyafetini giydiriyor ve onlara yaptığı  işin ne kadar zor bir iş olduğunu anlatmak için dönmelerini söylüyor. Tabi sadece bir kaç tur atan bir çok kimse oturduğu yeri bile bulmakta zorlandı. sonrasında ise açık büfe yemek başlıyor. Tabi yemekler bizim Türk yemeklerinin yanından geçemez fakat yine de yenemez olduğunu söyleyemem tabi. Karnımız doydu yani. En sonunda kalkarak tekrar şehre dönüş yoluna koyulduk.

Tabi o gün 29 Ekim olduğu için Dubai Golf klübünde Türk iş konseyinin düzenlediği 29 Ekim Resepsiyonuna gittik. İnanılmaz bir kalabalık olduğunu söylemeliyim. Dubai’de pek çok Expot olduğunu gördük. Şanslı azınlıkta diyebiliriz. Burada karadeniz havalarından, Arnavut havalarına, Halaydan Ankara havalarına bir çok müzik türü çalındı.

2. Gün

Ikinci gunumuz basladiginda yine evde kahvaltimizi yaparak yollara dustuk. Bu sefer hedefimiz debize girmek icin jumeirah plajina dogru yola koyulmak.

Burası aslında  Plaj Jumeirah bölgesinde bulunan ve özel adi Kite beach olan alan. En basta sunu soylemeliyim ki bizdr kis mevsimi yasanirken dubaide denize giriliyor. Yani tam bizde deniz mevsiminin bittigi ekim ayinda dubai de karpuz kabugu denize dusuyor. Bunun sebebi diger donemlerde denizin cok sicak olmasi sebebiyle sadece kis aylarinda denize girilebilmesi. Bizde soguk yagmurlarin yagdigiekim ayinin sonunda gittigim dubaide deniz girmek icin hala cok sicakti. Plajdan bahsedecek olursak tamamen belediye plaji mantigina dayanan, herhangi bir ucreti olmayan fakat icinde yer alan imkanlariyla tamamen bir ozel plaj havasinda olan burasini ben cok begendim. Voleybol alanlari, badminton oynayanlar cadirlarini acip icinde takilanlar. Burasi tamamen filmlerde gordugumuz miamiye benziyor. Aksama kadar burda takildiktan sonra simdi eve gidip hazirlanma amani cunku aksam dubainin en guzel restorani olan Abdelvahaba gidecegiz.

AbdelVahaB icin cok onceden rezervasyon yaptirmaniz gerekiyor. Kapiya gidip beklemeniz onlar için bir sey ifade etmiyor. Burası Dubai’de belkide yediğim en güzel yemekleri yapan yerdi. Araplar kebabı kendilerinin bulduğunu iddia ederler fakat kesinlikle bizim yaptığımız kebapların tadı onların yaptığından çok daha güzeldir. Hatta arkadaşımız Halil kendisine kebabı biz bulduk diyen bir Arap arkadaşına fakat onu biz mükemmelleştirdik diyerek ibretlik bir cevap vermiş. Arap muhtemelen uzun süre kendisine gelememiştir ?

Tabi burası Dubai’deki en güzel kebapları yapan yer fakat bizim İmam Çağdaş veya Halil Usta’nın yanına yaklaşamaz. Peki burada neden yemek yemenizi tavsiye ettiğimize gelirsek Burj Khalifa’nın ayaklarının dibinde ve hemen önünde su gösterileri yapılan dünyanın en büyük havuzunun yanıbaşında harika bir yemek yiyebiliyorsunuz. gerçekten ortam harika.

Tabi Dubai bir şeriat ülkesi ve aslında evlerde alkol tüketimi yasak. Yani alıp eve götürecek bir dükkan bulamıyorsunuz. Bu sebeple eğer ziyaretiniz esnasında alkol tüketmek isterseniz dışarıdaki restoranlarda tüketmeniz gerekiyor. Abdelvahab bir Lübnan restoranı ve Rakının Lübnan versiyonu arak bulabilirsiniz. Rakı anladığım kadarıyla alıp eve götürme imkanı olmasın diye sürahide geliyor. Ayrıca içki burada da oldukça pahalı. 8 kişi yediğimiz yemek tutarı kadar da içtiğimiz arak için ödedik.

Her neyse Abdulvahap Dubai’nin gözde restoranlarından birisi bu sebeple biraz yüksek tutarları gözden çıkarmanız gerekiyor. Fakat gece bittiğinde ödediğiniz paraya değecek unutulmaz bir gece geçirmiş olacaksınız.

Abdelvahap’tan çıktıktan sonra biraz yürüyerek Dubai Mall’a girdik. Burası dünya’nın en büyük alışveriş merkezi. İçerde kaybolmamanız imkansız. Dubai Mall’ın bazı özellikleri bulunuyor. mesela Dubai’ye gittim demenin bir başka yolu olan o meşhur sular akan duvarın önünde resim çektirdik. sonrasında iseAVM otoparkına bıraktığımız arabalarımızı alarak bir sonraki güne dinlenmek için evimize döndük.

20161029_175828

3. Gün

3. gün sabah erkenden yola çıktık. Hedefimiz yaklaşık 1 saatlik mesafede bulunan Abu Dabi’ye gitmek. Abu Dabi aslında Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti ve bu devlete bu vizyonu veren emirlik. Abu Dabi tamamen adalar üzerine kurulmuş bir şehir. Fakat Dubai’de görebileceğiniz gelişmişlik ve yüksek binalar burada da mevcut. Burada Dubai’den farklı olarak petrolünde getirmiş olduğu bir refah sözkonusu. Şeriat kuralları burada Dubai’ye nazaran biraz daha sert uygulanıyormuş.

Dubai’den Abu Dabi’ye 4 şeritli süper bir yoldan gidiliyor. Hani 200 km hız yapabileceğiniz bir yol fakat aman dikkat. Trafik kurallarının oldukça sıkı bir şekilde uygulandığı bu yolda hız sınırı 130. son model lüx araçların tamamı da bu sınırın kurbanı durumundalar bir anlamda.

Abu Dabi’ye girişte hemen yol üzerinde yer alan Şeyh Zayed Camisine uğradık. Burası ülkemizde yer alan belli başlı camilerden sonra gördüğüm en güzel cami oldu. İçine girdiğinizde ise kullanılan beyaz mermerin, süs havuzlarının, sütunlarının, kubbelerinin en göz alıcı mimari olduğunu söyleyebilirim. Göz alıcıyı deyim anlamında kullanmıyorum. Güneşin olduğu bir saatte gidiyorsanız güneş gözlüklerini takmayı unutmayın yoksa gözlerinizi açamayabilirsiniz.

Camiye girerken özel bir güvenlik kontrolünden geçiyorsunuz. Baya havaalanı gibi kemer falan çıkarılıyor. Sonrasında ise içeride sigara içmek yasak olduğu için sigara ve çakmağı bir kenara bırakıyorsunuz. Tabi benim sigara ve çakmağımı çıkışta bulamadım. Yani diyeceğim o ki siz siz olun arabadan inmeden önce sigara ve çakmaklarınızı bırakın.

Camiye girdikten sonra ise hemen gözlüklerimizi takarak caminin etrafında dolaşmaya başladık. Gerçekten her yer pırılpırıl. ve en sevmediğim görüntü olan caminin içinde sigara içenler vs yok. Bu yasak kesinlikle bizim ülkemizde de uygulanmalı diye düşünüyorum.

Caminin içi ise dışı kadar etkileyici değil. Sadece içeride bulunan iki devasa avize gerçekten son derece güzel.

Sonrasında ise caminin dışına çıkarak cami etrafında bir tur attım. Gerçekten burası fotoğraf çekmek için son derece güzel bir yer. Hani sonrasında planlanmış bir seyahatimiz olmasa buradan beni biraz zor çıkarırlardı.

Sonra caminin kafeteryasında biraz dinlendikten sonra tekrar yola düştük. bu sefer hedef AbuDabi’nin en turistik yeri olan Ferrari World. Abu Dabi’nin girişinde bulunan Yas adasında bulunan eğlence parkı aslında. Yas adasında Abu Dabi’nin bir diğer turistik merkezi olan AquaPark’ta bulunuyor fakat biz tercihimizi Ferrari World’den yana kullandık.

Öncelikle şunu belirtmekte fayda var ki giriş inanılmaz pahalı. Tabi bize göre pahalı. 275 AED olan giriş ücreti 75 dolara denk geliyor. Şu andaki kura göre AED ile TL aynı olduğu için de 275 TL’ye denk geliyor.

Yani kişi başına milli geliri 40 bin doların üzerinde olan bir ülke ile aynı parayı ödüyoruz. Tabi burdaki biletlerinde bir kaç çeşidi var. 275 TL’lik bilet alıyorsunuz fakat her yerde çılgın bir kuyrukla mücadele etmek durumunda kalıyorsunuz. Ben eğer sıra beklemem diyorsanız Silver bilet alıyorsunuz. bununda bedeli 360 TL. Tabi silver ilette size sadece 3 yerde sırayı atlama imkanı sunuyor. Eğer sınırsız bir şekilde sırabeklemeden her şeyin keyfini çıkarırım diyorsanız 525 AED’yi gözden çıkarmanız gerekiyor. Peki sorulacak soru şu. buna değer mi ?

Cevap ise kesinlikle değer. hatta gözden çıkarabiliyorsanız 525 AED ödeyerek hiç sıra beklemeden tüm şeylere tekrar tekrar girmenizi tavsiye ederim.

Biz konuya biraz yabancı olduğumuz için Bronze biletlerden aldık. ilk olarak hemen aslında Ferrari World’e giriş aktivitesi olarak Viaggio in İtalia’ya girdik. 3 sıra halinde koltuklar bulunuyor. Bu koltuklar arasından en arkaya oturmaya gayret edin. Koltuğa oturunca ayağınızdaki ayakkabıları, telefonları çıkararak bir kenara bırakıyorsunuz. Sonrasında ise macera başlıyor. sıra sıra duran koltuklar bir anda yükselmeye başlıyor. En arkadaki koltuklar yükselerek en üste çıkıyor. Yerden sanırım yaklaşık 10 metre kadar yükselerek 3 boyutlu ekranın hemen dibinde duruyor. Burada Ferrari sesleriyle dolu bir İtalya videosu gösteriliyor. İtalya’nın gerçektende dünyanın en güzel şehirlerinden birisi olduğuna videoyu izlerken bir daha ikna oluyorsunuz. Bu arada yağmur yağan kimi yerlerde gerçektende yağmur yağdırılıyor vs gibi diğer boyutlarda bulunuyor.

Buradan çıktıktan sonra hemen yolumuzu Formula Rossa’ya çeviriyoruz. Burası parkın en gözde yeri. Yani saatlerce kuyruk bekleyebileceğiniz bir yer. biz yaklaşık 1 saat sıra bekledikten sonra araçlara ulaşabildik. Bu kadar sıra beklememizin nedeni sanırım tadilat sebebi ile 2 olan araç sayısının 1’e düşürülmesi olmuş. Neyse sıranın sonuna gelince sizi üzerinizde görüntü almanızı sağlayacak tüm cihazlardan arındırıyorlar. Anladığım kadarıyla bunun sebeplerinden birisi görüntülerin çok fazla dağılarak insanların ilgisinin azalmasının engellenmesi, bir diğeri ise çok hızlı gittiği için düşme vs durumlarında diğer insanların sağlığının tehlikeye atılmaması.

Roller Coaster’a en önde oturmak istiyorsanız sıranın sonunda ayrıca bir sıraya girmeniz gerekiyor. Kalbim bu kadar heyecanı kaldırmaz diyorsanız arka taraflarda bir yeri tercih edebilirsiniz.

Coaster ilk hareket ettiğinde aynen Formula 1 arabaları gibi bir kaç saniye içinde 240 km hıza ulaşıyor. sonrasında ise bir rampayı tırmanıyor ama ne tırmanmak !!! O an diğer taraftan fırlayıp düşeceğini düşünüyorsunuz. Sonrasında ise fena bir düşüş hissi. Neyse daha fazla anlatmayayım. Orada yaşanılan heyecanı pek yansıtmıyor ama linkteki bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

Ferrari Rosso’dan indiğimizde hepimizin sesi kısılmıştı. Çıktıktan sonra yaşadığınız heyecanı size gösteren resimlerden alabiliyorsunuz. Fiyatıda sanırım 50 AED idi.

Ferrari Rosso’dan sonra Formula yarışı imülasyonuna gittik. Buraya gelmeden önce randevu alarak sıra beklemeden katılabilirsiniz. 5 Arkadaş ve dışarıdan gelen 3 kişiyle birlikte 8 kişilik bir grupla yarış başladı. Aracın yarıştaki hareketlerine göre hareket eden, kaza yaptığınızda kilitlenen direksiyonlarıyla burasıda son derece heyecanlı idi.

Sonra ise yeni açılan Flying Aces’a gittik. Burada da yaklaşık 1 saat sıra bekledikten sonra araçlarda yerimizi aldık. Flying Aces 2. dünya savaşı sırasında bir uçağın gerçek hareketlerinden esinlenerek tasarlanmış bir roller Coaster. Burada heyecan ise dünyanın en yükseğe çıkan Coasterı olması. Ayrıca yaptığı ters dönmelerle Formula Rossa’dan daha çok eğlendiğimizi bile söyleyebilirim. Onun videosunu izlemek içinde linktekibağlantıyı açabilirsiniz.

Seyh Zayed Cami Ferrari World – Tekne Turu – Medinat Jumeirah

 

4. Gün

Emirates Mall – Five Guys – Havaalanı

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir