Floransa – Gezilecek Yerler

Floransa sanırım gezmiş olduğumuz en kompakt şehirlerden birisi. Yani kente girdiğiniz andan itibaren kameranızı elinize alabilir ve resim çekerek bütün seyahatinizi tamamlayabilirsiniz. Üstelik sadece güzel evler, yollar, binalar değil, bu küçücük şehirde pek çok meşhur ve önemli sanat eseri bulunuyor. Özellikle meydanları ve bu meydanları çevreleyen tarihi yapılar mutlaka gezilmeli. Ama nereden başlayalım diyorsanız cevabımız Signoria Meydanı. Zaten pek çok sanat eserini burada bulabileceksiniz.

Signoria Meydanı (Piazza della Signoria): Eğer birisi Rönesans nerede başladı diye soracak olursa sadece İtalya demeyin, arkasına Floransa Signoria Meydanı diye de ekleyin. Çünkü burası pek çok müzede göremeyeceğiniz kadar fazla eserle dolu. Bu nedenle de gezginler olarak Duomo’ya uğramadan önce burasını mutlaka görüyoruz. Pek çoğu artık açık alanda zarar görmemesi için replikası ile değiştirilmiş olsa dahi Dünya çapında üne sahip birçok heykeltıraşın eserleri hala bu meydanda ve yakınlarda yer alan Uffizi Galerisi ve Palazzo Vecchio gibi kentin iki önemli yapısı içerisinde sergileniyor.

Tabi bu alandaki en meşhur eser nedir, neyin karşısına geçip inceleyelim derseniz cevap kesin ve tek. İnceleyeceğiniz o eser Michelangelo’nun Davud’u olmalı. Tabi Replika bir esere bakıyor olacaksınız ama Davud heykelinin aslı tam 400 yıl boyunca burada sergilenmiş. Sonra ise Floransa Güzel Sanatlar Akademisi Galerisi’ne götürülmüş. Siz yine de sahte olduğunu çaktırmadan inceleyin, zira pek bir farkı yok 🙂

Resim Alıntıdır !

Davud heykeli dışında meydanda ayrıca Bandinelli tarafından yaratılan Herkül ve Cacus, 16. yüzyılda Ammannati’nin öğrencileriyle birlikte inşa ettikleri görkemli Neptün Çeşmesi görülebiliyor. Çeşme replika değil, en azından onu söyleyebiliriz.

Ayrıca meydanda bulunan Loggia della Signoria ise uzun uzun anlattığımız  Mediciler’in törenleri rahatlıkla izleyebilmeleri için 14. yüzyılda inşa edilmiş. Burası’da 18. yüzyıldan itibaren açık hava heykel müzesine dönüştürülmüş.

Burada Cellini’den Perseus ve Giambologna’dan Sabine Kadınları’nın Kaçırılışı gibi önemli eserler sergileniyor. Tabi Giambologna’nın orijinal eseri de zarar görmemesi için kopyası ile değiştirilmiş, yani bu dönemde sokakta sergileyecek halleri yok tabi, ortam kötü, her an bir Türk çıkarak çakısıyla Ali Ayşe’yi seviyor kazıyabilir 🙂 Nitekim Roma’da böyle bir olay yaşanmıştı hatırlarsanız 🙂

Piazza del Duomo: Floransa’ya geldiyseniz aradığınız şey tam olarak burada. Muhtemelen Ortaçağ’dan bugüne çok az şey değişen bu meydan’da uzun uzun takılabilir, daha önce hiç bir yerde görmediğiniz beyaz ve siyah taşlarla yapılan Duomo ve çevresindeki yapıları seyre dalabilir, fotoğraf çekebilir ve story atabilirsiniz. Emin olun herkes sizin Floransa’da  olduğunu şıppadanak anlayacaktır 🙂

Piazza del Duomo kente silüetini veren yapıları içinde barındırıyor. Bu nedenle de sürekli olarak turist işgali altında bulunuyor. Meydanda bulunan yapıların en ünlüleri Floransa Katedrali, Giotto’nun Çan Kulesi, Aziz Giovanni Vaftizhanesi ve Museo dell’Opera del Duomo. Bu ünlü yapıların yanısıra Palazzo Nonfinito Müzesi, Pegna Marketi, Palazzo Salviati, Bargello, Badia Fiorentina, Casa di Dante ve Loggia del Bigallo gibi zaman ayırabileceğiniz yapılar bu meydanda bulunuyor.

Tabi bu kadar eser bir meydan da olunca her yol Bağdat’a çıkar hesabı labirent şeklindeki pek çok sokak bu meydana açılıyor. Çevresi çok sayıda kafe ve restoranla dolu. Tabi bu kadar çok özelliği ve ünlü yapıları içinde barındırdığı için kente gelen turistler tarafından en çok tercih edilen konaklama bölgesi Piazza del Duomo olmuş. Sizde bu meydanda güzel manzaralı bir cafeye oturup, ayağınıza inen kara sulardan arınabilirsiniz.

Tabi bu meydan da bu kadar çok eser saydığımıza bakmayın. Aslında çok büyük bir meydan değil belki ama bunun sebebi o kadar çok eserin biraraya gelmesi nedeniyle meydana yer kalmamaması da diyebiliriz 🙂 Gitmeden merak edenler buraya tıklayarak 360 derece bakabilirler.

Floransa Katedrali (Duomo): Şimdi gelelim meşhur Duomo’ya. Biz geldiğimizde açıkçası burası tam kapanıyordu ve görevli Türkiye’den burayı görmeye geldik dememize rağmen kapıdan içeri bize adım attırmadı. Tabi burasını hep tepeden çekilen resimlerinden tanıyor olabilirsiniz. O zaman size biraz yakından anlatalım, her ne kadar biz de içini göremesekte katedral çevresinde araştırmamızı yaptık 🙂

Duomo, kentin en ünlü ve büyük dini yapısı konumunda. Yapım tarihi oldukça eski ve inşaatı oldukça uzun sürmüş. Bu Avrupa’daki yapılar zaten bizim Keçiören Metrosu gibi, erken biten maşallah yok gibi. Burasının yapımı da tam 140 sene sürmüş, yani belki 3-4 nesil burasının inşaat olduğu 1296-1436 yılları arasında yaşamış. Temelini Arnolfo di Cambio atmış, ardından yan tarafındaki çan kulesine adını veren Gitto, sonrasında ise  Francesco Talenti ve Giovanni di Lapo Ghidi’nin kısmen tamamladığı katedrale son şeklini veren Filippo Brunelleschi olmuş. Yani burası tam 5 mimar eskitmiş. Yapılış tekniği ve boyutları ile hayranlık uyandıran kubbeyi bitirebilmek için Floransalı mimarlar pek çok alet geliştirmek zorunda kalmış.

Bahsettiğim gibi içeri giremedik ama girseydik neleri gezmek isterdiniz diye sorsaydınız ilk olarak girişte bulunan Paolo Uccello’nun yaptığı ve 4 önemli dini şahsiyetin isimlerinin bulunduğu saat ilk inceleyeceğimiz şey olurdu. Bu arkadaşların kim olduğu boyamaları yapan Vasari ile Allah arasında kalmış olsa gerek herhangi bir bilgi bulunmuyor 🙂 Sizin bir bilginiz varsa yorumları yeşillendirin.

Bu saatin kendisi de çalışma prensipleri de bir garip. İlk olarak günümüz saatleri gibi günün 12 saatini değil, 24 saatini gösteriyor. Her gün batımında saat 00:00 göstermesi gerekiyor ama tabiki günler uzayıp kısaldığı için bu kendi kendine olamıyor. Her hafta Papaz efendi saate müdahale ederek turistlere çaktırmadan gerekli ayarlamaları yapıyor 🙂 Tabi 1400’lü yıllardan bugüne geçirdiği bir kaç restorasyonla bile olsa çalışması büyük başarı yine de.

Duomo’da asıl merak ettiğimiz şey ise o devasa kubbenin iç kısmında yer alan fresklerdi. Bu Freskler Giorgio Vasari tarafından tasarlanmış ve Federico Zuccari tarafından boyanmış. Adı “Kıyamet Günü” freski. Nasıl birşey diye soracak olanlara resmini ekleyelim.

Nasıl, Sistine Şapeli ile kapışır değil mi ? Hem bu kubbeyi yakından incelemek hem de Floransa’yı Duomo’nun kubbesinden izlemek isteyenler içinse 463 basamaklı bir merdiven sizleri bekliyor. Tabi burada asansörde yok fakat tepeye çıkıldığında buna değeceğine eminim.

Fresklerin adı son yargı ya da Kıyamet olarak geçiyor. Burada zebaniler pek çok insana işkence yaparken resmedilmiş, bazılarını mideniz kaldırmayabilir tabi haberiniz olsun. Derinlik konusunda da oldukça iyi bir iş çıkarılmış, bazı yerlerde gerçekten dışarı süzülen insanlar görebilirsiniz. aynen günümüzde yapılan bazı 3 boyutlu resimler gibi.

Bunların dışında diğer ilgi çekici kısımlar vaftizhane bölümünün tavanını süsleyen mozaik çalışma ve burada bulunan Cennetin kapıları denilen kabartma kapı, Roma dönemi eserlerini ve Brunelleschi’nin mezarını barındıran bodrum katı idi, neyse canın sağolsun güvenlik görevlisi abi, umarım rahat uyuyabiliyorsundur.  🙂

İçeride birde Dante’nin ilahi Komedyasını resmeden eser mevcut. Burada da Floransa doğumlu Dante elinde ilahi Komedya kitabı ile resmedilmiş. Tabi bu kitap Hz Muhammed’e yaptığı saygısızlık nedeniyle Müslümanlar tarafından protestolu bir eser. Onu da belirtelim. Dante burada sürgün edildiği Floransa’nın dışında görülüyor. Arkada 9 katlı cehennem ve cennete doğru giden insanlar resmedilmiş.

Birde son bilgi olarak bu dev eserin dışında Canonici Sarayı’nın hemen altında Brunelleschi’in heykeli bitirdiği Duomo’nun kubbesine memnun bir ifade ile bakarken görülebilir.

Resim Alıntıdır ! – Sağdaki heykel Brunelleschi

Ponte Vecchio:  Evet gözlerinizi kapatın ve Floransa kelimesini kafanızda tekrarlayın. Gözlerinizin önüne gelen iki şeyden birisi Duomo katedrali, diğeri ise üzerine dükkanlar inşa edilmiş bu köprü olacaktır. Evet enteresan bir yapı olduğu kesin, üzeri ise günün her saati kalabalık. Bursa’da biraz daha düşük bütçeli olan versiyonu olan Irgandı köprüsünü bulduğumuzdan fazla kıskanmıyoruz belki de.

Ponte Vecchio neden yapılmış, üzerine dükkanlar açmak için başka yer mi bulunamamış diye soracak olursanız bu köprünün asıl işlevi Uffizi ve Medici Saraylarını birbirine bağlamak. 1345 yılında yapılmış ve II. Dünya Savaşı’nın yıkıcılığına karşı şehirde ayakta kalmayı başaran tek yapı olmuş. Onun dışında birde 1966 yılında meydana gelen bir sel vakası var fakat yine yıkıldı mı diye sorarsanız cevap değişmemiş, hayır 🙂

Evet ilk yapıldığında da üzerinde dükkanlar varmış. Tabi o zaman kasap, tabakhane ve demir atölyeleri olan bu dükkanlar, kötü koku ve gürültü nedeniyle şehir sakinlerini ve Dük I. Ferdinand’ı rahatsız etmiş ve dükkanlar 1593 yılında bu gerekçelerle kapatılmış. Daha sonra pireye kızıp yorganı yakmayalım diye düşünmüş olmalılar ki dükkanlar sonrasında yeniden inşa edilmiş ve herkesi memnun edecek mücevher ve altın işlemeleri satan hoş kuyumculara dönüştürülmüş.

Köprüyü gün içerisinde hem ziyaret hem alışveriş, gün batımında ise şehir siluetlerini izlemek için ziyaret edebilirsiniz. Hava karardıktan sonra ise şehri izlemek için gayet güzel bir yer. Köprünün ortasında bulunan 3 tane açık kemer dikkatinizi çekmiştir zaten, oralar durup fotoğraf çekmek için güzel yerler. Tabi birde akşamları Arno nehrinin kıyısında bir yere konuşlanıp, köprüyü kadraja alarak güzel resimler çekebilirsiniz.

Bu yapı üzerinde ayrıca Ortaçağ döneminden kalma Mannelli Kulesi bulunuyor. Bu kulenin etrafından dolaşan Vasari Koridoru 16. yüzyılda Giorgio Vasari tarafından yapılmış. Pitti ile Uffizi’yi birbirine bağlayan bu koridor Medici Ailesi’nin halka karışmadan koridordaki resimlere bakarak gidip gelmelerini sağlamak amacıyla yapılmış. Bir hikayeye göreyse bu koridor, kulenin sahibi olan varlıklı Mannelli Ailesi Medici’nin buradan doğrudan geçmesini istememiş. Bu nedenle koridor inşa edilmiş. Değişik entrikalar yani 🙂

Köprü üzerinde birde büst bulunuyor ki bu da Floransalı ünlü kuyumcu Cellini’ye ait. 1900 yılında köprü üstüne yerleştirilmiş. Görürseniz merak etmeyin, o kadar önemli birisi değil, bizim için yani. Ama hayat hikayesi oldukça enteresan. Okumak isteyenler için detaylar şurada

Resim Alıntıdır !

Velhasıl alışveriş yapmayacak bile olsanız köprüyü şöyle bir turlayın. En güzeli de Piazzale Michalengelo’dan indikten sonra buradan geçerek şehre girmeniz olacaktır.

Uffizi Galerisi: Vakitsiz Floransa seyahatimize kurban giden bu müzede pek çok Rönesans eseri bulunuyor. Bu eserlerin çoğu Medici ailesine aitmiş.

İçeride Michaelangelo, Botticelli, Giotto, Titan, Da Vinci, Rafaello, Caravaggio gibi önemli sanatçılara ait sayısız eser bulunuyor. Burası PAris’teki Louvre ve Londra’daki ulusal Galeri gibi müzelerle birlikte Dünya’nın en önemli müzeleri arasında sayılıyor.

Resim Alıntıdır !

İçerideki önemli eserler Giotto’nun “Madonna” tablosu, Botticelli’nin “Bahar” isimli tablosu, Lippi’den “Madonna, Çocuğu ve İki Melek”, Titian’ın “Urbinolu Venüs” eseri, Botticelli’den “Venüs’ün Doğumu” ve Caravaggio’dan “Bacchus”. Bacchus sadece Uffizi’de değil, tüm Dünya’da da önemli eserlerden birisi sayılıyor. Yunan şarap ve hasat tanrısı resmedilmiş ama sanki Caravaggio’nun arkadaşı gibi görünüyor. Ayrıca Tanrı biraz da sarhoş olmuş çünkü şarap içiyor. Ayrıca şarap şişesinin gölgesine dikkatlice bakarsanız burada da gizemli bir silüet göreceksiniz.

Müzeye giriş yaz ve kış aylarında farklı fiyatlandırılmış. Kışın giriş 12€ iken yazın 21€ ödemeniz gerekiyor.

Piazzale Michelangelo: Bizim şehirlerimizde de son dönemlerde çok popüler olan seyir teraslarının İtalya örneklerinden birisi. “Ya işte biraz tepede, yol da biraz fazla, gitmesek mi?” diye düşünmeyin, 12 ya da 13 numaralı otobüse atlayın hop tepedesiniz. Böylece dünya üzerinde görebileceğiniz en güzel şehir manzaralarından birisini de kaçırmamış olacaksınız.

1869 yılında Poggi tarafından tasarlanmış olan meydan Michalengelo’ya ait eserlerin replikalarını içermesi nedeniyle bu adla anılıyor. Hem gündüz, hem gün batarken hemde akşam harika manzaralar sunuyor. Mutlaka uğramanız tavsiye. Instagram için en güzel fotoğrafları burada çekeceksiniz ona göre 🙂

Santa Croce Bazilikası: Ünlü sanatçılara ait mezarların bulunduğu bir bazilika. Kimler burada yatıyor diye soracak olursanız Galileo, Michelangelo, Dante, Machiavelli ilk akla gelen örnekler olacaktır. Türkiye’de olsa şimdiye kadar türbe olarak anılırdı yani 🙂

Resim Alıntıdır !

Santa Croce Bazilikası 13. yüzyılda Arnolfo di Cambio tarafından inşa edilmiş. Bu kişi aynı zamanda Duomo ve Palazzo Vecchio’yu da tasarlayan kişinin ta kendisi yani Floransalı Mimar Sinan 🙂

Bu arada bizim gidemediğimiz ama biraz uzunca Floransa seyahatinizde görülmesi gereken diğer yerleri de aşağıya sıraladık. Umarım hepsini gezecek kadar zamanınız olur 🙂

Akademi Galerisi (Galleria dell’ Accademia)

Pitti Sarayı (Palazzo Pitti)

Vecchio Sarayı (Palazzo Vecchio)

Aziz Giovanni Vaftizhanesi (Battistero di San Giovanni)

Giotto’nun Çan Kulesi (Campanile di Giotto)

Santa Maria Novella Bazilikası

Boboli Bahçeleri (Giardino di Boboli)

San Lorenzo Bazilikası

Mercato Centrale

Bargello

Piazza della Repubblica

Museo dell’Opera del Duomo

Santo Spirito

Evet, biz kısacık bir tura sadece bu kadar yer sığdırabildik. Tabi birde geldiğimizde buz gibi hava daha da az yer gezmemize neden oldu. Siz siz olun Floransa için 2-3 tam gün ayırmaya bakın bahar aylarında. Böylece hem fazla sıraya takılmazsınız, hemde ferah ferah gezersiniz. Tabi burası Roma’ya göre oldukça kuzeyde. Kasım ayında yerlerde karlar vardı. Kıyafetlerinizi ona göre seçmenizde fayda var.

O halde gelelim şimdi ne yenir yazımıza değil mi ? Ne de olsa restoranlar hep açık 🙂

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir