Frankfurt Gezilecek Yerler

Frankfurt’ta gezilecek yer YOK !!!

🙂 şaka şaka o kadar da değil tabi. Yani bir kaç şey olsa da var. Hadi biraz bahsedelim.

Merkez tren istasyonu: Frankfurt Almanya’nın en gelişmiş şehirlerinden birisi. Bu nedenle havaalanı örneğinde olduğu gibi tren istasyonu da en büyüklerden birisi. Yani buradan trene binip hiç bir aktarma vs yapmadan Paris’e, Brüksel’e veya Amsterdam’a ya da diğer büyük Alman şehirlerine gidebilirsiniz. Tabi bu kadar geniş bir ulaşım hizmeti devasa bir istasyonla sağlanabilirdi ki adamlarda bunu yapmışlar. Bir Sabiha Gökçen havaalanı büyüklüğünde bir yer burası. Dışarıdan da eski binası ve kapısıyla son derece güzel görünüyor. İçinde bir çigköfteci bile var. Gelmişken en azından kapısında bir resim çektirmeyi unutmayın.

Bu arada bizim buradan Köln’e giderken bir anımız var ki anlatmadan geçemem:)

Saat 11.42′ ye internetten Köln biletlerimizi aldık. Zaten oldukça para ödemişiz, evden de biraz geç sayılabilecek bir saatte, 11:00 civarı çıktık.  Fakat bizi Frankfurt yakınlarındaki bir köyde evinde ağırlayan akrabamızın ani bir nedenle işyerine uğraması gerekti. Oraya uğrayınca bütün planlar hepten şaştı tabi. Yollarda her yerde hız radarı olduğu için aradaki farkı hızlı giderek kapatmakta imkansız. Zaten tüm yollar neredeyse 1 gidiş 1 geliş. Neyse efendim biz tren istasyonunu gördüğümüzde saat 11.42 olmuş idi. Sonra arabayı park edip bu devasa tren istasyonunun içinde koşmaya başladık. Saat 11.50

Birde baktık ki canim trenimiz bizi bekliyor. Alman dakikliğini düşününce bir aksilik var dedik ama trene yetiştiğimiz için sevinçle bir yer bulup oturduk. Biraz bekledikten sonra anonslar gelmeye başladı. İşte “hava alanına gidecekler şu platformdaki trene binsin”, “Şuraya gidecekler başka trene binsin” falan. Sonra bizim vagonda kalan kişilerin tamamı da eşyalarını toplayıp inmeye başladı.

Biz tabi küfür kıyamet 🙂 Bir kadın da bize bakıp bıyık altından gülüyor. Ben sordum tabi “Türkmüsünüz ?” diye, kadın evet dedi. “Ne diyor anonslar ?” “Trenin sadece ön kısmı gidecekmiş. Arka kısmında bir arıza olmuş” falan. Sonra bizi aktarmalı değilde direk ( biz ucuz olduğu için aktarmalı almıştık biletleri) bir trene yönlendirdiler. Aa yönlendiren görevlilerden birisi de  her ne kadar kendisiyle İngilizce konuşsakta Türkmüş. Neyse hemen yeni trenimize bindik. Bilet kontrolü yaptılar hemen. Tabi bizim bilet başka trene ait olduğu için yalandan okutma numarası falan yapti 🙂 Sonra da hızlı trenle çabucak Köln’e vardık. Yani bu treni o arabadaki dualarımızla biz bozmuş olabiliriz 🙂 Diğer yolcular kusura kalmasınlar artık.

Römerberg: Burası Frankfurt’un merkez meydanı diyebiliriz. Daha önce de belirttiğim gibi Frankfurt’ta çok fazla tarihi yapı bulunmuyor. Özellikle merkezde kalan 3 -5 tane ev de burada yer alıyor. Biz aksam saat 10:00’da buraya geldiğimizde in cin top oynuyordu. Hatta karanlıkta ben binaları bile görmedim diyebilirim. Yaz akşamları burası daha güzel oluyormuş. Futbolda alınan kupalar veya diğer kupalar bu meydanda kutlanıyormuş.

Skyline: Evet Manhattan’a hoş geldiniz. Pardon Pardon Mainhattan olacaktı. Evet burası inşaat kurallarının gevşek olması nedeniyle Almanya genelinde gökdelenler yapılabilen tek yer diyebiliriz. Frankfurt’un merkezinde de bir alanda toplaşmış gökdelenler göreceksiniz. Tabi İstanbul’daki gökdelenleri veya Dubai vs gibi yerleri gezdiyseniz buradakiler size biraz apartman gibi geliyor. Commerzbank kulesi Avrupa’nın en yüksek  ofis kulesiymiş ek bir bilgi olarak. Tabi doğruluğu biraz tartışmalı keza İstanbul’da yer alan Skyland ve Sapphire’in uzunluğu daha yüksek görünüyor. Belki de bizi Avrupa’da saymadıklarındandır.

Şehirde gezilecek yerler biraz kısıtlı olunca bu gökdelenleri izlemek için değişik yerler keşfetmeye koyulmuşlar. Ignaz-Bubis Brucke ve Alte Brucke en iyi manzarayı sunduğu söyleniyor. Tabi birde Avrupa Merkez bankası manzarası da dahil olmak üzere Ostend Tren köprüsü ve arkasında bulunan yeni köprünün manzarasının güzel olduğu söyleniyor. Giderseniz bilginize.

Schloss Schwetzingen (Extra): Tabi biz Frankfurt’a gezmeye değil, akrabalarımızı görmeye geldik. Ama zaman çok ve gezecek hiçbir yer yok. Bu durumda yapılacak tek bir şey kaldı, o da biraz şehir dışına çıkmak. Tabi çok fazla araştırma da yapamadık giderken, neyse akrabalara kulak verip Heidelberg şehrinde bulunan Schloss Schwetzingen’in devasa botanik bahçesine gidelim dedik. Ama öncesinde biraz Heidelberg’den bahsetmek gerekiyor. Burası Romantik şehir olarak biliniyor. Heidelberg Frankfurt’a 80 km uzaklıkta ve turistik alanlar bakımından çok daha fazla şey vaadediyor.

Schloss Schwetzingen ise Heidelberg merkezine 12 km mesafede yer alıyor. 18. Yy’da Alman Prensleri için yazlık saray olarak yaptırılmış. Saray belli dönemlerde rehberli turlarla gezilebiliyor. Bunun dışında bahçesi ise saatleri değişmekle birlikte her dönem ziyarete açık. İçeri girerken 3 Euro gibi cüzi bir ücret ödeniyor. İçeride ise 200 dönümlük devasa bir botanik bahçesi bulunuyor. İçerideki ağaçların budanması işlemi bile Alman disiplinini gösteriyor 🙂 Neyse bizim seyahatimiz esnasında en gezilesi yerin burası olduğunu söylemem gerekiyor. İçeride büyükçe bir gölet ve eski konaklar bulunuyor.

Aklınızda olsun, Frankfurt’a gelirseniz Heidelberg gibi şehirlerde zamanınızı harcamanızı tavsiye ederim. Zira gezerken çok daha fazla eğleneceğiniz kesin.

Bizim Frankfurt seyahatimiz kısaca böyle geçti. Sizin de Frankfurt’a kadar gitmişsiniz, Yuh şuraya uğramadan dönülür mü dediğiniz yerler varsa yorumlarda belirtebilirsiniz. Kimbilir belki yine bir akraba seyahati nedeniyle yolumuz düşebilir !!!

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir