Köln – Genel Bilgi

Bi katedrale bakıp çıkıcam 🙂 

Şaka sandınız değil mi ? Ama sıkı durun. Hayır şaka falan değil. Buraya geliyorsanız sadece katedrale bi bakıp çıkın. Fazla takılmayın buralarda.

Tabi bu söylediğimiz sözler genel olarak tüm Alman şehirleri içinde geçerli diyebiliriz. Mesela Fransa’da turizm için en az 20 şehri ezbere sayabilirsiniz. Ama Almanya için saymaya kalktığınızda ne oluyor biliyor musunuz ? Listenin 3. sırası Köln, 7. sırasına Frankfurt gelip yerleşiyor. Yani diğer şehirleri bilemiyorum ama bu iki şehrin bu kadar üst sıralarda olması insanı baya bir umutsuzluğa sürüklüyor. Tabi bu aslında utanılacak bir şey değil. Çok geçerli bir nedeni var. Adamlar tamamen sanayi ve üretim ile yatıp kalkıyorlar. Bunu şehrin içinde dolaşırken, otobüste, metroda, hatta akşam dışarıda kimse yokken ortamın sessizliğinden bile anlıyorsunuz. Adamlar ertesi gün iş varsa dışarıda gezmiyorlar, işimi yarın aksatmayayım, erkenden yatıp dinç bir şekilde kalkayıp, ülkeme milletime faydalı olayım, işimi kaybetmeyeyim diye düşünüyorlar. 

Belki bazılarınız farketmişsinizdir, Alman toplumu inanılmaz adanmış bir topluluk. 1. Dünya savaşı öncesinde Kral ve 2. Dünya savaşından önce Führer tarafından uzun süre zorunlu tutuldukları çalışma ruhu, onlarda bir kimlik haline dönüşmüş. En azından ben öyle hissettim. Böyle bir kanıya neden vardığımı ise ileride belirteceğim. 

Neyse gelelim kısaca Köln şehrini tanımaya. Öncelikle kentte yaklaşık 1 milyon nüfus yaşıyor. Bu özelliği ile Almanya’nın en kalabalık 3. kenti. 

En kalabalık 3. şehirde 1 Milyon kişi yaşıyorsa bu Almanya’da yaşayan 83 Milyon kişi nerede acaba ? Evet, belki bizim ülkemiz hiç tanışmadı ama Dünya’da buna planlama, programlama diyorlar. 

Almanya aslında nüfus ve şehir sayısı olarak bizimkine çok yakın bir rakam var. Ülkede 82 şehir ve 83 Milyon nüfus bulunuyor. Toprak genişliğinde ise Türkiye toprakları Almanya’nın 2,2 katı. 

Almanya’da en kalabalık şehir 3,5 Milyon nüfusla Berlin. Diğer şehirler Hamburg ve Münih, 1,7 Milyon ve 1,2 Milyon diye gidiyor.

En küçük şehirler olan Witten ve Jena gibi şehirlerde yaklaşık 100 bin nüfus yaşıyor. Yani bir nevi bizdeki Bayburt, Tunceli gibi. Büyük şehirlerde bizdeki gibi yığma adam yaşamadığı için nüfus tüm ülkeye düzgün bir şekilde yayılmış. 

Bunu da örnekleyelim. Türkiye’nin en büyük 10 kentinde takribi 41 Milyon insan yaşıyor. Buna göçmen, mülteci, kaydı olmayan vs dahil değil. 

Almanların ise en büyük 10 şehrinde sizce kaç kişi yaşıyor ? 11,5 Milyon !!! Sizce hangi kentleri kalkındırmak daha kolay ?  

Benim kişisel görüşümdür ama bir şehirde en fazla 5 Milyon kişi yaşayabilir. Bir ülkede bu şekilde en fazla 1 veya 2 şehir olmalı. 

Bir şehrin nüfusu 1 milyon’a kadar ise o şehir yönetilebiliyor. Bunun üzerine çıkıldığında işler çığırından çıkıyor. 

Almanlara ve gelişmiş Avrupa şehirlerine baktığımızda en ideali 300-500 bin nüfuslu kentler olduğunu görüyoruz. Büyük sanayi şehirleri ise 1-2 milyon arasında olmalı.  Bence ülkemizin ekonomisindeki gelişme de burada başlayacak. 

Neyse nüfus konusu, İstanbulda uzun yıllar yaşadığımızdan olsa gerek kanayan yaramız. Almanya’yı anlatmakta bu noktada bu yaraya basılan tuz. O nedenle konu biraz daha karışmadan devam edelim.

Köln Almanya’nın en fazla yabancının yaşadığı şehirlerden birisi. Tahmin edebileceğiniz üzere yabancı deyince de akla Türkler geliyor. Evet burada bol bol Öz kardeşler kebap salonu görebileceksiniz. Merak etmeyin 🙂

Şehir Almanya’nın kuzeyinde yer alıyor ve ortasından Ren nehri geçiyor. kentin iki yakasını birbirine bağlayan 8 tane köprü mevcut . 

Kuruluşu pek çok Avrupa kenti gibi yine bir Roma imparatoru tarafından güvenlik amacıyla yapılmış. M.Ö. 50 yılında Roma İmparatoru Claudius tarafından, Aşağı Ren Bölgesi’ni Cermen Kabileleri’nin saldırılarından korumak için bir koloni şeklinde kurulmuş. Zamanla tabi ki Germenler buranın hakimi olmuş. Kentin adı da koloni kelimesinden Cologne olarak kalmış. Türkiye’de yaşayanlar burayı Köln, Almanya’daki gurbetçiler ise Kölün olarak telaffuz ediyorlar. Artık nasıl gelirse 🙂 

Köln özellikle Orta Çağ’da hızla büyüyerek Avrupa’nın en büyük merkezlerinden biri haline gelmişti. Hatta öyle ki 12. yüzyıldan itibaren Hristiyan aleminde; Kudüs, İstanbul ve Roma’nın ardından kutsal şehir olarak ilan edilmiş. Tabi bunu nasıl kutlayalım diye düşünmüşler ve sonunda 1248 yılında Köln Katedrali’nin temelini atmışlar. Temeli atarken artık kimin ahını aldılarsa bu katedralin yapımı tam 632 yıl sürmüş. Tabi hem Gotik olması, hemde Kuzey Avrupa’nın en büyük ibadethanesi olması biraz işi zorlaştırmıştır ama 632 sene ne be kardeşim?

Tabi bu arada bir dönem Napolyon Fransası egemenliğine de girdiler. yani etrafta da avaşlar devam ediyordu tabi, ama 632 sene nedir be ? 🙂 

İlk Dünya savaşında fazla zarar görmeyen bu şehir, ikinci Dünya savaşında ise bunu fazlasıyla telafi etti ve kentin %90’ı yıkıma uğradı. Yani burada taş taş üstünde kalmadı bir nevi. Bu kadar acımasız bir yıkım sonrası doğal olarak şehrin nüfusu da %95 oranında azalmış.  

Tabi savaş sonrasında İngiltere ve Amerika’nın verdiği desteklerle şehir yeniden ayağa kalktı. Önemli bir sanayi kuruldu. 

İşte kısaca Köln’ün hikayesi bu kadar. Şimdi merak ettiklerinize bir bakalım. Yani bu şehre nasıl gidebilirsiniz ve nerede kalabilirsiniz ? 

Hadi o zaman devam !!! 

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir