Paris Nasıl Gidilir – Nerede Kalınır ?

Her yol Paris’e çıkar. Böyle bir söz var mı ? Bilmiyorum belki de yoktur ama olması gerekir. Neden mi ? Uçuş bol, bilet fiyatları makul. Hem bir turizm merkezi olması nedeniyle kalacak binlerce otel arasından bütçenize en uygun seçim de yapabilirsiniz. 30$’a da yer var, 990$’a da. En uçuk tekliflerde var, çok makul fiyatlarda. Yani Paris’e gitmemek için bir neden yok gibi görünüyor. E üzerine de onlarca gezilecek yer, harika müzeler, tarihi binalar, harika bir şehirleşme… Ne bekliyoruz ki bir şehirden başka ?

Peki biz neyi bekledik bunca zamandır ? Bizim Paris seyahatimizin hikayesini de anlatalım o zaman.

Baktık Mart ayında vizemizin süresi doluyor, bizde şubat ayına neden uzun zamandır görmek istediğimiz, Instagram’da milletin fotoğraflarına yalana yalana baktığımız Paris seyahati sıkıştırmıyoruz dedik. Sonra bilet fiyatları iştahımızı kaçırabilir diye düşündük ama kampanyalı bir şekilde 2 kişi gidiş 216 TL’ye bilet bulunca önce sevinçten havalara, sonra da Pegasus ile Paris’e uçtuk. Dönüş’te uygun fiyatlı birşey olsun, hemde gezmek istediğimiz bir şehri daha görelim diye Köln’den aldık. Oradan da süper fiyatlı bir bilet bulduk ama o bilgi Köln yazımızda.

Neyse tası tarağı toplayıp Paris’e uçtuk,  Orly havaalanina indik. Buraya gelirken önce küçük köyler sonra küçük şehirler geçtik. Kuşbakışı Paris’in hemen yanıbaşında bulunan tarım arazilerini, yapay göletleri, zengin küçük köyler gördük. Ulaşım ve yerleşim havadan bakıldığında nasıl planlı anlatamam (Bir Türk’e ağır gelebilir 🙁 ). Küçük bir köy, etrafı tarım arazisi. Sonra başka bir köy, sonra bir başkası. Hepside birbirinden havalı. Yine bir Türk olarak klasik bir şekilde “adamlar ne planlı programlı iş yapıyorlar, parayı bastıran müteahhit dünyanın en çirkin binalarını yapamıyor işte” muhabbetine girip ülkemize biraz daha kızarken uçak hava alanına indi.

İşte örnek bir köy

İşte bundan sonra çile başladı. Hani planlı programlı diye övdüğümüz adamlar biz uçağın içerisinde 15 dk beklememize rağmen uçak kapılarını açamadı. Neymiş efendim araç gelmemiş. Sonra kapı bir açıldı, fırtına gibi bir kadın görevli yolcuları 10’ar 10’ar uçağa göndermeye başladı. Kadın nasıl ama tam bir diktatör 🙁  Sonra bi ara bu 10 kişilik kafileleri de durdurdu, yolcuların bindiği körüklü otobüse gelip Fransizca “Lütfen ilerleyelim, bakin otobüs gidemeyecek” gibi şeyler söyledi. (emin degilim tabi). Ta ki otobüs tam bir metrobüse dönüşünce hadi yallah deyip bizi yolladı.

Körüklü otobüs gideceği yere yanaşınca koşarcasına atlayıp Terminal’de gümrük işlemleri yapılan yerde sıraya geldik. Bizim önümüzde yaşlı Türk bir çift vardı. Paris’te kardeşlerinin yanına gelmişler. Dönüş bileti almadıkları için muhabbet uzadı da uzadı. Tabi muhabbet dediğime bakmayın, bizimkilerde dil olmadığı için vücut dili ve dudak okumasından medet umdular çaresizce. Gümrük memuru önce Fransızca sonra mecbur kaldığı için İngilizce olarak dönüş bileti sordu. Tabi bizim Türkler sadece Karadenizli’ce bildikleri için çıt yok. Sonra eşimin yardımıyla anlaştılar neyse ki. Gümrük memuru kadın alamam falan dedikten sonra 1 seferlik geçebilirsiniz dedi. O kadar beklemeden sonra bizim rahatça geçtiğimiz bir gümrük oldu. Az önce gümrük memuruna yardımcı olduğumuzdan mıdır bilinmez ama hemen mühürleri aldık ve yolumuza devam ettik. Buradan çıktıktan sonra klasik olarak bir polis kontrol noktası daha var. Buradaki kisiler tamamen rastgele seçiliyor. Biz biraz yavaşladık ama baktık birşey sormuyorlar yolumuza devam ettik.  Kapıdan çıkarken daha önce otel için belirlediğimiz güzergahta ilk adım olan Orlybus biletlerini aldik. Bu biletler 8.30 €. Evet, biraz pahalı ama Paris merkezine gelmek için en uygun yol bu. Binadan çıkarken sağda yer alan bankomatlarda biletler satılıyor.

Orlybus iyi güzelde talebi karşılaması pek mümkün değil. Bu otobüste hem valizlerimizi koyacak yer bulamadık hemde hemde ayakta kaldık. Otobüs hava alanının diğer kısımlarından da yolcu aldıktan sonra yola çıkıyor. İneceğimiz durak, her yere ulaşabileceğimiz Denfert Rocherouya. Orada da 10 tanelik Carnet denilen biletlerden aldık. Bu biletlerin fiyatı da 14.90 €. Paris Metro sisteminde bir defa bileti okuttuktan sonra dışarı çıkmadan gezebiliyorsunuz yerin altından tüm şehri, bizde ki gibi aktarmaya para verme derdi yok.

Otel için gideceğimiz yer Gard de Nord ve Gard del Est tren garlarına oldukça yakin. Bunu aslında yolculuğumuzun devamında trenle Almanya’ya geçeceğimiz ve tam birer metro insanı olduğumuz için seçmiştik. Siz de biliyorsunuz, ulaşım konusunda gelişmiş büyük şehirlerde metroya yakın olmak çok büyük bir avantaj. Aşağıdaki fotoğrafa tıklayarak güncel metro haritasına ulaşabilirsiniz.

Kısaca kaldığımız otele de değinecek olursak adi Libertel del Canal Sol. Burası 3 yıldızlı bir otel. 3 gece için 800 TL (180€) ücret ödedik. Konforu gayet yerinde. Odalar gayet temiz. Çalışanlar güler yüzlü. Otelin yeri 3 metro istasyonunun kesişme noktasında. Paris’in metro hatlarının gelişmişliğini göz önüne aldığınızda gayet mantıklı olabiliyor.

Etrafı ise gayet sakin ama Paris’te mülteciler perişan diye gösterdikleri nehir kenarında çadırlarda yatan mülteciler buraya oldukça yakın. Bize bulaşan eden olmadı ama tabi ne olur ne olmaz. Belki daha merkezi yerlerde daha güzel kalınacak yerler de bulunabilir. Ama fiyat-performans arıyorsanız kaldığımız bu oteli kesinlikle tavsiye edebilirim.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir