Pisa – Genel Bilgi

Hadi biraz eğik kule muhabbeti yapalım. Pisa deyince hepimizin aklına herhalde hemen o eğik kulenin resmi geldi. Peki onun dışında bu kent hakkında neler biliyoruz ?

Merak etmeyin sadece siz değil, hiç bir gezgin bu şehir hakkında hiç bir şey yazmamış. Varsa yoksa eğik kule 🙂

Halbuki Pisa şehri  geçmişte uzun yıllar boyunca Dünya’nın en önemli kentlerinden birisi olmuş. Uzun yıllar Toskana bölgesinin ana  limanıymış mesela.

Tarihinde İtalyanlardan başka Alman egemenliğinde de yaşamak zorunda kalmışlar. Ama Pisa’lılar bu zulme boyun eğmemişler ve kendi egemenliklerini ilan ederek 1200’lü yıllarda İtalya’da bulunan 3 büyük bağımsız deniz cumhuriyetinden birisi olmuşlar. Diğerleri kim mi ?

Hani Osmanlı tarihinde hep duyduğumuz Venedikliler ve Cenevizliler. Peki ama İtalya’da bulunan bu Venediklilerin ve Cenevizlilerin İstanbul’un merkezinde ne işleri vardı hiç düşündünüz mü?

Şimdi bu arkadaşların altında o zamanın uçakları demek olan gemiler mevcut. Yani gemiye binip bir bölgeye saldırıp aldıkları takdirde bu topraklar benim, buradan bana vergi vereceksiniz diyorlar. Mesela Pisa’lıların dönemin zengin şehirleri Konstantinapolis, Kahire, İskenderiye, Antakya gibi şehirlerde yerleşim bölgeleri vardı. Yani bir nevi günümüz Amerikan üsleri gibi düşünebilirsiniz. Tabi normal ordularla donanma ile başetmeniz pek mümkün değil, zira gemi denize açılınca eliniz kolunuz bağlı.

Neyse Pisa’nın deniz gücü Osmanlı Devleti’nin yükseliş dönemine denk gelen tarihlerde zayıflamaya başlamış. En sonunda da 1509 yılında Floransa bu kenti eline geçirmiş.

Sonrasında Pisa’lılar kendi aralarında oturup düşünmüşler, “bakın arkadaşlar, durumlar iyi değil, Dünya’da adımızdan söz ettirecek yeni şeyler bulmamız lazım” demiş birisi.

“Arkadaşlar devir bilim devri, bence bilime yönelelim” demiş bir başkası. Bu arada arkadan Galileo Galilei öne çıkmış ve “o iş bende agalar” demiş 🙂

Yani muhtemelen böyle olmamış ama Pisa Floransa’nın eline geçtikten yaklaşık yarım yüzyıl sonra kentte Galileo isimli bir bilim adamı doğmuş.  “Ya amma abarttın, altı üstü bir bilim adamı” demeyin. Adamın lakaplarını bir dinleyin önce. İlki “Gözlemsel Astronominin babası”, bir diğeri “Modern fiziğin babası”, sonuncusu ise “Bilimin babası”. Yani adam bildiğiniz orta çağların Müslüm Babası gibi birşey 🙂

Peki ne yaptı bu Galileo ? Merak ettiyseniz o zaman şimdi biraz genel kültür diyoruz ve başlıyoruz.

Galileo yukarıda şaka yollu bahsettiğimiz gibi Pisa’da doğdu, biraz Floransa’da okuduktan sonra Pisa’da tıp okumaya başladı fakat parasızlıktan okulu bıraktı.

Sonrasında baktı matematiğe kafası yatıyor, parasızlığı falan bahane etmeden okumaya devam etti ve Pisa üniversitesinde profesör oldu. Biraz da Pisa kulesinin eğri olmasından faydalanarak, kulenin tepesinden attığı bir ağırlık sayesinde binlerce yıldır kabul edilen Aristo fiziğinin hatalı olduğunu ispatladı.

Ama diğer yaşlı ve keçi gibi inatçı profesörler bu deneyi kabul etmediği için araları bozuldu ve o da trip ararak Pisa’yı terk etti.

Tabi pireye kızıp yorganı yakmadı ve çalışmaya devam etti. Bugün kainatı anlamamızı sağlayan pek çok buluşta onun eserlerinin etkisi var. Mesela pusulayı ticari olarak piyasaya arz etti, ilkel bir termometre yaptı, insan kalp atışının ölçümünde kullanılmak üzere bir sarkaç yaptı, serbest düşüşün matematik kanunlarını keşfetti.

Bir de çok hırslı bir adamdı. Mesela Hollanda’da teleskopun bulunduğunu duyunca hırs yaptı. Çalışıp didindi ve daha ileri bir alet yapmayı başardı. Yaptığı bu alet ile daha o dönemlerde aydaki dağları, yıldız kümelerini ve Samanyolu üzerine ilk tespitler yapılabildi. Jupiter’in dört uydusunun varlığını bildirdi. Bu keşiflerini anlatan kitapla şöhretine şöhret kattı. Tabi böyle dönemin NASA’sı gibi çalışmasının kendisine de faydası oldu ve Floransa’da saray matematikçisi ünvanını kaptı. Daha önce göremediği ama saraya gelince farkettiği Venüs gezegeninin devreleri ve Satürn’ün şekli hakkında bilgi vermeye başladı. Sanırım Saraydan bu gezegenler daha iyi görünüyordu 🙂

Sonra Roma’ya gitti. Aslında gezegenler üzerine çok kalıplaşmış fikirleri bulunan Papalığın bu kadar yakınına gitmesi pek akıl karı bir iş değildi. Nitekim papazlar ona Floransa’daki kadar iyi davranmadılar. 1616 ve 1618 yıllarında papalık ilk uyarı ile birlikte Dünya’nın döndüğü fikrinden vazgeçmesini istediklerini söylediler.

Galileo akıllı davranarak bir süre sessiz kaldı ve teleskopla keşfettiğim şeylerden fayda gelmiyor, şu teleskopu bir de ters yönden kurayım dedi ve böylece mikroskopu da keşfetti.

Ama 1632 yılında arkadaşı Sekizinci Urban Papa seçilince ona güvenip “İki kainat sistemi üzerine konuşmalar” kitabını yayınladı.

Papalık bu esere kendisine küfredilmiş gibi muamele etti. “Biz seni uyarmıştık, değil Sekizinci, yüzsekseninci Urban’da gelse seni kurtaramaz” diyip kitabını yasakladılar. Galileo’yu’da 70 yaşında hapse attılar. Hapis hayatının zorluklarına dayanamayan Galileo burada kör oldu ve belki bilime çok daha fazla katkıda bulunacağı son yıllarını hapiste geçirdi ve burada da öldü.

Peki bu kadar hikayeyi neden anlattım. Tabi ki Pisa deyince aklınıza sadece eğik kule gelmesin diye.

Burası tarihte hem çok önemli bir kentti, hemde Galileo gibi bilimin pek çok alanında çalışmış ve günümüzdeki keşiflerin pek çoğunun temelini oluşturan çalışmalarına imza atan bir bilim adamının doğduğu, büyüdüğü ve çalışmalarını yaptığı bir kentti.

Pisa deyince aklımıza sadece eğik bir kulenin gelmesi sizde onlara da haksızlık değil mi ?

Evet Pisa Kulesi Dünya üzerinde bilinen en ikonik ve turistik yerlerden birisi. Belki kule eğilmeye başlamasa hiç bir zaman bu kadar popüler olamayacaktı. Ama açık şekilde mimari bir başarısızlık nasıl olur da bu kadar ünlenebiliyor ? Yoksa Dünya üzerindeki insanlar eğik bir kule yapmanın başarı olduğunu mu düşünüyor, ne dersiniz ?

Hadi o zaman şimdi bu eğik kulenin olduğu şehre nasıl gidebilirsiniz ona bir bakalım.

Pisa – Nasıl Gidilir, Nerede Kalınır 

Pisa – Gezilecek Yerler 

Pisa – Ne Yenir ? 

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir