Pisa – Gezilecek Yerler

Eh Pisa seyahatinde gezilecek yerleri anlatıyorsak ilk sırada ne olması gerektiği gün gibi ortada. Bu kulenin eğik ya da hatalı bir mimarlıkla yapılmış olması bu sonucu değiştirmez 🙂 Hadi o zaman hayatınızda görüp görebileceğiniz en ilginç tarihi eserlerden birisini anlatmaya başlayalım. 

Pisa kulesi: 1173 yılında yapımına başlanan kule, aslında 3. katı yapılmaya başlandıktan sonra sığ bir temel kazılması ve altta yer alan alüvyonlu toprağın etkisiyle eğilmeye başlanmış. Fakat bitmemiş bir kule şehrin merkezinde herkesin çok canını sıkmış olacak ki 177 sene sonra 1350 yılında tamamlamışlar. Tabi inşaata verilen 100 senelik ara da bu süreye dahil 🙂

Pisa Kent Devleti, Palermo kent devletini büyük bir savaş sonrası yağmaladığında kentten yağmalanan eserlerin sergilenebileceği ve ganimetin harcanabileceği bir meydan oluşturmaya karar vermişler. Bunu da dini bir temele oturtup, insanların hayatının her evresine dokunacak bir kompleks planlamışlar.

İnsan doğduğunda vaftiz edileceği Vaftizhane, büyüdüğünde ibadet edeceği Katedral, ibadete çağrı için bir çan kulesi ve öldüğünde defnedileceği bir mezarlık yapmayı planlamışlar.

Aslında Çan kulesi dışında tüm eserleri sorunsuz şekilde tamamlamışlar. Çan Kulesinin yapımında ise mimarlar Pisa kelimesinin Yunanca’da bataklık anlamına geldiğini ve kentte halihazırda bu bataklık nedeniyle eğilmiş 2 farklı yapı daha bulunurken bunları görmezden gelip, “hadi bitirip paramızı alalım” diyerek gerekli etütleri yapmadan inşaata başlamaları yaklaşık 850 yıldır bütün ülkenin başına bela olmuş. Ama birazdan anlatacağımız gibi tatlı bir dert 🙂

Orjinal planlarda 8 kat olması planlanan yapının yarısı yükseldiğinde eğilme başlamış. Mimarlar “ula uşağum ne yeptuk biz” diye düşünürken bazı ileri zekalılar “diğer tarafa ağırlık ekleyelum” demişler. Tabi ne yaptılarsa çözüm olmamış ve 100 sene boyunca inşaat tamamen durmuş.

Sonra 13. yüzyılda inşaat ve dolayısıyla kulenin düzeltme çalışmaları yeniden başlamış ama bu seferde kule başka tarafa yatmış.

Pisa Kulesi bunca sene neden devrilmedi diye düşünürseniz, ağırlık merkezinin kulenin dairesi içinde kalıyor olması gibi bir açıklaması var. Bunun dışında verilen 200 yıllık ara kulenin bugün ayakta olmasını sağlamış. Yani ara verilmeyip kule inşaatına eğilmeye rağmen devam edilseydi bugün eğik değil yıkık bir kule görecektik. Ayrıca bugün gördüğümüz hali yıkılma tehlikesi nedeniyle kulenin ilk başta planlanan halinden bir miktar eksik. Ne yapalım artık o kadarını mazur görüyoruz 🙂

Kulenin tarihindeki son düzeltme çalışması ise Mussolini döneminde yaşamış. Her faşist gibi kendi ırkını kusursuz gören Mussolini bu eğik kulenin İtalyanların yüz karası olduğunu düşünüp düzeltmeye çalışmış. Temellere doğru derin çukurlar açtırıp bunları harçla doldurmuş, sonuç ise daha fazla eğilme olmuş. Mussolini’de “ne halin varsa gör” diyerek düzeltme çalışmalarından vazgeçmiş. Sanırım Pisa Kulesi’de bu halinden memnun olsa gerek her düzeltme çalışmasına tersi yönde cevap vermiş. Sonunda ise mühendisler eğilmenin artmaması için çalışmalar yapmışlar sadece. Bu eğik şekilde kalması bir bakıma eserin başına konan devlet kuşu olmuş. Nitekim sırf bu eğik kuleyi görebilmek için her yıl milyonlarca turist buraya koşuyor. 

Pisa Kulesi her ne kadar daha fazla gibi görünse de aslında sadece 5,5 derece eğik duruyor. Bunun ne kadar enteresan olduğunu ise gözlerinizle gördüğünüzde anlıyorsunuz. Birde sözde kuleyi ayakta tutmak için hep aynı şekilde poz veren turistleri gördüğünüzde 🙂

Pisa Kulesinin üstüne de çıkabiliyorsunuz bu arada ama sanırım aşağıdan kulenin göründüğünden daha enteresan bir şey görünmüyor. Tabi Galileo bu kulede Aristo’nun ağır cisimler hafif cisimlerden daha hızlı düşer kuramını çürütmüş, sizde böyle bir deney yapacaksanız tutmayalım sizi 🙂

Yukarı çıkmak isteyenler için ek bilgi olarak ücretin 18 € olduğunu da belirtelim.  

Pisa katedrali: “Durun durun, Pisa Kulesi’nin suçu yok, her şey katedralin başının altından çıktı”. 🙂

Pisa Katedrali, Pisa Çan Kulesi’nin yapılmasına neden olduğu için asıl suçlu yapı. Hemde üzerinde hiç sorumluluk hissetmeden, 1 derece bile eğilmeden yüzyıllardır utanıp sıkılmadan ayakta duruyor. İnsan biraz utanıp bir kaç derece eğilir değil mi ? 🙂

Şaka bir yana Pisa Katedrali Mucizeler Meydanında asıl görülmesi gereken eserlerden birisi. Mimarisinde camiler, Bizans Kiliseleri ve Ermeni yapılarından esinlenilmiş olması, fresklerin çizildiği kil karışımının  Kapadokya’dan çıkarılıp Sinop Limanından sevkedilmesi gibi nedenlerle bizim için ayrıca bir önem arzediyor. Yani aslında karşımızda kanlı canlı Anadolu Toprağı duruyor desek yeridir. 🙂

Bunların dışında mozaikleri, bronz süslemeleri, Floransa sanatçılarının eseri olan usta işi rölyeflerle süslü kapıları ile pek çok görülmesi gereken detay da içeriyor. Eskiden içinde yer alan eserlerin pek çoğu ise bugün Floransa’daki Opera Del Duomo müzesinde sergileniyor. 

Böyle yapıları görünce gaza gelen Galileo bu katedralde de bir buluşa imza atmış ve tavanda yer alan avizeyi izleyerek uzaklık değişimine karşı sallanma hızının aynı olduğunu bulmuş. Bu ne anlama geliyor diye soracak olursanız lambanın bir düzen içinde sallandığını, salınımların eşzamanlı olduğunu ve matematik kurallarını izlediğini, dolayısıyla zamanı belirtmede sarkacın kullanılabileceğini ortaya çıkardı. Böylece hepimizin babaannelerinin evinde bulunan kahverengi ahşap sarkaçlı saatleri ortaya çıkmasına vesile oldu. 🙂

Bu bilgiyi kullanarak hastaların nabızlarını ölçmeye yarayan bir aleti de keşfetmiş. “Aferim Gelileo, otur, notun 10” 🙂

Pisa katedralini görmeniz için ekstra birşey yapmanıza gerek yok, zaten Pisa Kulesi’ni görmeye gittiğinizde katedrali de göreceksiniz. O yüzden mutlaka görmelisiniz vesair geyikleri atlıyorum 🙂

Ayrıca yukarıda bahsettiğim Sinop’tan getirilen kil karışımını anlatan birde Sinop Müzesi ya da İtalyanca adı ile Sinopie Müzesi bulunuyor. Sinoplular için ek bir bilgi olarak buraya ekleyelim 🙂 

 

Vaftizhane: Yine uzun süren bir inşa hikayesi. 1152 yılından 1363 yılına kadar yapımı devam eden 55 metre yüksekliğe sahip ve 34 metre çapında bir bina. Gotik mimari ile yapılmış burası da. Galileo’da burada vaftiz edilmiş ama belki de buraya çok küçük yaşta girmiş olması nedeniyle burada bir buluşu yok 🙂

Her ne kadar çok belli olmasa da Pisa kulesinde yaşanan eğilme sorunu burada da var. Fakat Pisa kulesinin 10’da biri kadar olduğu için açıkçası çok belli olmuyor.

Vaftizhane’nin içinde koro çalışmaları olacağı için özel bir akustik çalışması yapılmış. Söylenene göre koro sesleri 1 km öteden duyuluyormuş.

Ayrıca burada çalışmaları ilk başlatan mimar Diotsalvi işi biraz abartıp İtalya’nın en büyük Vaftizhanesi’ni yapmaya girişmiş. Fakat onun ölmesi ile inşaatı devralan Pisalo, Diotsalvi’ye çok kızmış olacak ki, onun Romanesk olarak başlattığı mimariyi Gotik olarak tamamlamış.  🙂 

Bu gezilecek ana yerlerin dışında Campo Santo Anıt mezarı (Kutsal Alan), Piazza dei Cavalieri (Şövalyeler Meydanı), Ponte di Mezzo yani Pisa Köprüsü de bizce görülmesi gereken yerler arasında.

Yani Pisa için en mantıklısı Floransa seyahatinde buraya gelip bir günü burada geçirmek şeklinde olmalı. Uzun yaz günlerinde geliyorsanız bizim yapamadığımız Lucca turunu da araya sıkıştırabilirsiniz, çünkü oldukça yakın.

Evet şimdi sırada kule mule bunlar hoş güzel de biz ne yiyeceğiz diyenler için yazımız geliyor. 

Pisa – Ne Yenir ? 

Pisa ile ilgili diğer yazılarımız;

Pisa – Genel Bilgi

Pisa – Nasıl Gidilir, Nerede Kalınır 

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir