Roma – Genel Bilgi

Roma yazılarını yazmak neden bu kadar zor !!! Roma’ya gideli neredeyse 1 sene oldu. Artık blogger tembelliği mi desek yoksa Roma’nın kendi laneti mi acaba ? Her burayı yazmak için bilgisayar başına oturduğumda kendime “dur şuşehir vardı henüz yazmadığım, önce onu yazayım, Roma yazısına şimdi oturursam uzun sürecek” dediğimden herhalde.

Roma yazıları gerçekten çok zor. Çünkü gezilen onlarca yerin yanı sıra gitmeyi atladığınız, sonra döndükten sonra diğer videoları izlerken, “ aaa burası neresiymiş yahu” derken buluyorsunuz kendinizi. Öyle ki farklı bir açıdan meydana baktığınızda bile bambaşka bir yerdeymiş gibi hissedebilirsiniz. Bunları nasıl anlatacağım diye de düşünüyoruz. Fakat sonunda kendimi ikna ettim, her şeyi açık açık yazacağım. Çünkü bu yazıyı biraz daha ertelersem detayları hiç hatırlayamayacağım.

Evet Roma’dayız. Yani kadim Roma imparatorluğunun esas başkenti. Bugün ise hem Dünya’nın en çok turist çeken şehirlerinden bir tanesi hemde “içinde bir semt gibi duran Vatikan dolayısıyla Katolik Hristiyan Dünya’sının dini başkenti.

Roma’nın tarihini kısaca anlatalım desek pek mümkün değil. Çünkü o kadar eski bir şehir ki geçmişi bilinen tarihe değil efsanelere dayanıyor. Bu hikaye hepimizin bildiği Romulus ve Remus ile başlıyor. Efsaneye göre Romulus ve Remus tahttan indirilen bir kralın oğullarıydı. Yeni Kral, bu 2 arkadaşın annesini taht iddiasında kendilerine rakip çocuklar doğurmaması için rahip olmaya zorluyor. Fakat anneleri işini sağlama alıp rahipliğe geçmeden önce savaş tanrısından hamile kalmış bile. Doğan çocukları öğrenen yeni Kral Amulius çocukların nehirde boğdurulması emrini verdi fakat çocuklar bu olaydan bir şekilde kurtuldular. Burada ilk önce kurtlar tarafından emzirilen çocuklar sonrasında ise bir çoban tarafından büyütüldüler.

Resim Alıntıdır !

Artık kanlarındaki Savaş tanrısı kanından mıdır bilinmez fakat çocuklar savaşçı bir asi grubun lideri oldular. Bu esnada aralarında çıkan gereksiz bir tartışma esnasında Romulus kardeşini öldürdü. Rekabetin ortadan kalkması sonucunda Romulus bulundukları yerin adını Roma olduğunu ve burasının kendi şehirleri olduğunu ilan etti. Şehrine kaçakları ve sürgün edilmiş insanları kabul etmeye başladı.

Buradan sonra konu gitikçe enteresanlaşmaya başlıyor. Romulus kente gelen kaçak ve sürgünlerin çoğunun erkek olmasından dolayı olsa gerek komşuları Sabine halkının kadınlarına göz koymuş. Bunun içinde Sabine halkını Roma dışında düzenlenen bir festivale davet etmiş. Kadın ve erkeklerin tamamı bu festivale gelince Romalılar, Sabinelilerin karılarını kaçırmış ve Roma’ya götürmüşler. Tabi Sabineliler hemen savaş açmışlar ama, kaçırılan Sabine kadınları bu savaşı nasıl olduğunu anlayamadığım bir şekilde başlamadan durdurmuşlar. Bu olaylar üzerine iki halk birleşmiş ama gözünü taht hırsı bürümüş olan Romulus, Sabine’lerin lideri olan Tatius’u da öldürerek tek başına hakimiyet sağlamayı başarmış.

İşte Roma’nın kuruluşu böyle bir efsaneye dayanıyor. Sonrasında Roma’ya sayısız yöneticiler, imparatorlar gelmiş geçmiş. Hepsini anlatmaya bir ansiklopedi bile yetmez herhalde.

Roma kentini anlatacağımız için Roma’nın en bilindik hükümdarlarından birisi olan ve Roma’yı yaktığı söylenen 5. Roma İmparatoru Nero’yu da anlatalım. Tamam hemen yanlış yazdın demeyin, adamın adı aslında Neron değil Nero imiş. İlginç bir şekilde bunu Neron olarak kullanan da sadece bizmişiz. Garip değil mi ?

Nero bizde de olduğu üzere genel olarak acımasız bir kral olarak biliniyor. Aslında Roma tarihindeki diğer krallara kıyasla Nero o kadar da kötü biri değilmiş. Tarihte bu kadar kötü olarak anılmasının nedeni ise kendine din olarak Paganizmi seçmesi ve Hristiyanlığı yasaklayarak bu din mensupları üzerinde baskı kurmasıymış. Ne demişti William Wallace amcamız, “Tarih kazananlar tarafından yazılır”. Yani sonunda din savaşlarını Hristiyanlar kazandığı için hikayeyi hep onların bakış açısından dinliyoruz. Bu da tarihin cilvesi herhalde.

İmparator Nero, işte bu dönemde kendi geleneksel dini olan Paganizm’i seçmiş ve Hristiyanlar’a bir baskı kurmayı amaçlamış. Bu baskı yıllar içinde Hristiyan oranı artan Roma halkının tepkisini çekmiş ve halk İmparator’u sevmemeye başlamış. Halbuki Nero müzik ve sporu çok seviyor entellektüel bir adam. Hatta Roma yanarken bile Palatino tepesinde lir çalarak yangını izliyormuş. Her ne kadar kaynaklar özellikle döneminin kaynağı olarak anılan Tacitus’un yazıları Nero’nun yangını duyunca koşarak gelip çalışmalara katıldığını yazmış olsa da genel algı hep Nero’nun kenti yaktığı ve sonrasında keyif yaptığı şekilde yerleştirilmiş.

Fakat sonrasında Nero Hristiyanların kenti yaktığı suçlamasıyla pek çok kişiyi idam ettirmiş falan, burası da konunun acıklı kısmı. Bu arada yangınla ilgili de bir dip not, Roma yangınında şehrin hepi topu %10 kısmı yanmış. Az mı değil ama abarttıkları kadar da değil be, Kenan Doğulu’ya duyurulur 🙂

Birde son dip not koyalım. Hani gençliğimizde çok popüler olan CD yazma uygulaması Nero Burning ROM uygulamasının adı da buradan geliyormuş (Nero Roma’yı yakıyor) hiç aklıma gelmemişti valla hayret 🙂 Ama bu herşeyi açıklıyor değil mi ?

Evet Roma hakkında kısa bir kaç bilgi vermeye çalıştık, şimdi sıra bu şehre nasıl gidilir, nerede kalınır bilgilerini vermekte.

Roma ile ilgili diğer yazılarımız için

Roma – Genel Bilgi

Roma – Nasıl Gidilir? Nerede Kalınır?

Roma – Gezilecek Yerler

Roma – Ne Yenir?

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir