Rotterdam – Genel Bilgi

Rotterdam Türk gezginlerin çok fazla gezdikleri bir yer değil. Bizde aslında burayı gezmeyi düşünmüyorduk. Uzuunca bir tatil ayarlayınca bari birkaç şehri görelim diyip haritayı önümüze koyduk. Yakınlarda Utrecht, Den Haag gibi biraz daha tarihi turistik şehirler olmasına rağmen biz Hollanda’nın belkide en yeni şehrini seçtik. Rotterdam aslında Avrupa’nın en büyük limanı olarak biliniyor. Liman uzunluğu tamı tamına 37 km. Bu uzunlukla Singapur’dan sonra dünyanın da en büyük ikinci limanı namını kazanıyor.

Hollanda ülkesinde, deniz seviyesinin altındaki şehirlerin isimleri “dam” kelimesi ile bitmektedir. Yani Amsterdam gibi burası da deniz seviyesinin altında bulunuyor. Sizlerde benim gibi buraları neden buraları su basmadığını düşünüyorsanız hemen söyleyeyim. Hollanda denizden setlerle korunuyor. Hollanda Devleti suya karşı yaptığı bu mücadele için, bütün ailelerden fert başına vergi alıyormuş. Bir nevi insanları evsiz kalmaktan kurtarma vergisi olarak düşünebilirsiniz. Ancak küresel ısınma bu şekilde devam ederse, gelecekte Hollanda diye bir ülkenin kalmayacağı gerçeği de bir kenarda duruyor. Hollanda zaten dümdüz bir ülke, bu mücadelenin en küçük bir aksaması bütün ülkeyi sular altında bırakabilir.

Rotterdam Avrupa’daki pek çok şehre göre nispeten ucuz olduğu söyleniyor. Fakat biz bunu pek hissedemedik. Sadece şunu söyleyebilirim ki para harcanabilecek ok fazla aktivite olmadığı için öyle hissediliyor olabilir.

Sokaklar genelde tenhaydı, belki biraz hava durumu ve ve iş günlerinde olmamızla da ilgili olabilir tabi. Yani bu kadar nüfusa göre oldukça geniş bir alana yayılmış bir şehir hissettik biz.

Rotterdam kenti küçük bir balıkçı kasabası olarak 1250 yıllarında kurulmuş ve ismini “rotte” isimli küçük bir nehirden almış. 1300’lü yılların ortalarına gelindiğinde ise şehir limancılık faaliyetleri ile birlikte büyümeye ve gelişmeye başlamış. 1870 yılına gelindiğinde: şehri ikiye bölen “Mass nehri” üzerinden, Almanya’ya bir su yolu açılır ve bunun sonucunda: nehir üzerinden ticaret bağlantısı kurulur.
İkinci dünya savaşı sırasında Alman güçleri tarafından işgal edilmeye çalışılan Hollanda’nın bir gün içinde ele geçirilmesi düşünülürken, ortaya çıkan direniş nedeniyle, direnişin kırılması ve silah bırakılmasını sağlamak amacıyla 14 Mayıs 1940 tarihinde, Almanlar tarafından bombalanır. 2 saatlik bombalama sonucunda, şehirde 1000 kişi ölür ve 80 bin kişi evsiz kalır. 24 bin ev ve birçok yapı tamamen yok olur.
Savaşın ardından, 1945 yılında şehir yenilenmeye başlanır ve şehir aslının aksine modern yapılarla doldurulur. Hatta öyleki Rotterdam’da şu an eski yapı olarak belki bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda bina bulunuyor.

Rotterdam Hollanda’nın güneybatısında bulunuyor ve Amsterdam şehrinden sonra nüfus olarak Hollanda’nın ikinci büyük şehridir. Yüzölçümü olarak ise Amsterdam’dan büyüktür. belki bu da bizim sokaklarda kimsecikleri göremeyişimizin bir sebebi olabilir. Bu topraklarda yaşayan insan sayısı 610 bin kişidir.

Biz Temmuz ayında Rotterdan’ı ziyaret etmemize rağmen şehrin üstünde karabulutlar dolanıyor ve fırtınalar esiyordu. Tabi ara sıra hava açarak güneş yüzünü gösterdi fakat üzerimizden montumuzu çıkardığımız anlar oldukça sayılıdır diyebilirim. Kışın ise oldukça soğuk olduğu söyleniyor.

Rotterdam’da daha çok göçmen ve işçi sınıfı bulunmakta imiş. Tabi sokaklar ve cafeler vs o kadar güzel ki böyle bir yoğunluk olduğu hiç görünmüyor. Nüfusun % 50’sinin yabancı olduğu söyleniyor. Hatta en son “atlarıyla itleriyle saldırdıkları” söylenen o meşhur şehir burası. Hollanda’daki Türk nüfusun en yoğun yaşadığı bölge burası. Türkler şehirde Türk mahallesi olarak bilinen “Zuid” bölgesinde yaşarlar.

Şimdi gelelim Rotterdam’a nasıl gelebileceğinize

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir