Rotterdam – Gezilecek Yerler

CUBE HOUSES-KÜP-ZAR EVLER:

Rotterdam’a varıp Centraal Tren istasyonundan otelimize yürüyerek varınca hemen eşyalarımızı bırakıp yürümeye başladık. İlk durağımız hemen otelimizin yanında bulunan Küp evleri görmek oldu. Burası farklı mimarisi nedeniyle Avrupa’da oldukça meşhur olmuş durumunda. Hatta bu evler dünyanın en garip 50 binası arasında değerlendiriliyormuş. Bu evler 80’lerin başlarında Piet Blom tarafından şehrin çatısında yaşamak konseptiyle, 45 derece açılı olarak dizayn edilerek inşa edilmiş.Mimar Blom; büyük bir şehir içinde bir köy geliştirmek istemiş ve çeşitli farklı fonksiyonları bulunan bu yapıları yapmış. Dışarıdan görüntü her ne kadar ilginç olsa da bir girişimci tarafından içine ücretle girilip gezilebilen evlere girdiğinizde içinde yaşamanın oldukça zor olduğunu görüyorsunuz. yaşam alanlarının oldukça kısıtlı olması, 3 kat olması nedeniyle sürekli merdiven inip çıkmanın gerekmesi, en üst katın sürekli güneş alması nedeniyle sera etkisiyle pişebilirsiniz. Evlerin bir tanesi üniversite ek binası olarak, bir kısmı ise ailelerin yaşaması için kullanılıyormuş. Eve giriş ücreti yanlış hatırlamıyorsam 3€ idi.

MARKTHAL:

Küp evlerin hemen yakınında yer alan Markthal tamda Rotterdam’a yakışan değişik mimarisiyle görüp görebileceğiniz en ilginç pazar yeri olduğunu söyleyebilirim. Burası devasa tavanı, iki tarafında bulunan tamamen cam kaplı duvarları ve içeride bulunan ev ve ofisleriyle büyüleyici bir yapı. içeride pek çok farklı yemek yiyebileceğiniz ve gıda alışverişi yapabileceğiniz yerler bulunuyor. Biz burada tanıştığımız bir Türk esnafta kahvaltımızı yapıp sonrasında mis gibi Türk çayımızı içmiştik.

Binanın tavanında bulunan değişik çiçek ve yiyecek görselleri içerinin havasını daha da değiştiriyor. Rotterdam’a uğrayınca görmeden geçilmeyecek bir yer olduğunu söyleyebilirim.

ERASMUS KÖPRÜSÜ:
Küp evlerden düz bir şekilde devam edince ilk göreceğinizköprü Willemsbrug. Fakat buranın simgesi olan köprü başka.

Nehir boyunca yolu takip ettiğinizde şehrin simge yapılarından birisi olan Erasmusbrug köprüsünü hemen göreceksiniz. Adını 1465-1525 yılları arasında yaşamış, Rönesansla birlikte ortaya çıkan “Hümanizm” akımının öncülerinden yazar Erasmus’tan alan bu köprü Rotterdamlılar için çok önemli imiş. Zaten şehri tanıtan magnetlerden pek çoğunda da bu köprünün resmi bulunuyor.
Tek direkli olması nedeniyle, Rotterdamlılar buraya “Swan” yani “Kuğu” da diyorlar. Köprü toplam uzunluğu 802 metre uzunluğuyla Hollanda’nın en uzun köprüsü imiş.

Köprü üzerinde iki tarafında kaldırım, iki bisiklet yolu, iki araç yolu ve tramvay rayları bulunuyor. Ayrıca güneşin kendini gösterdiği anların birinde farkettiğimiz kaldırımlardaki pırıltılarda gözalıcı görünüyor.
Köprüyü geçtiğinizde ise: II. Dünya Savaşında: Alman bombardımanından kurtulan üç binadan biri olan ve üzerinde saat bulunan iki yeşil kulesiyle göze batan New York oteli görülmektedir.

HOTEL NEW YORK:
Hotel New York şehrin simge yapılarından bir diğeri. Burası 1880 yılından itibaren Amerika-Hollanda Deniz Yollarının merkez ofisi olarak inşa edilmiş. En büyük özelliği, 1940 yılındaki Alman bombardımanında, bölgede sağlam kalabilen üç binadan biri olması. Yani Rotterdam’da görüp görebileceğiniz en eski yapılardan birisi de bu. Üzerinde saat olan iki güzel yeşil kulesi, ve etraftaki modern mimari örneklerine inat hala eski mimarinin daha güzel olduğunu size hatırlatan güzelliğiyle buraya gelince mutlaka görülmesi gereken güzelliklerden birisi burası.

1993 yılında ise orijinal dekoru kullanılarak 4 yıldızlı ve 72 odalı, 7 konferans suitli otele dönüştürülmüş. Ayrıca buraya kadar gelmişken bu otelin çok methedilen restoranında birşeyler yenilip içilebilir. Biz maalesef bunu yapmadık, pişmanız ?
MAASTOREN:
Maastoren binaları benim Rotterdam’da çektiğim resimlerin pek çoğunda Erasmusbrug ile birlikte arka fonu oluşturan binalar oldu. Burası 2006-2010 yılları arasında yapılmış ve şehrin en yüksek binası. Burası aynı zamanda Hollanda ve Benelüks ülkelerinin de en yüksek binasıdır. Binanın yüksekliği 161.2 metre imiş ve güneşin ve havanın durumuna göre dış cephenin renk değiştiriyor.

EUROMAST:
Burasıda, Rotterdam şehrinin simge olmuş kulelerinden birisi. Bu yapı 1958-1960 yılları arasında: Dünya Bahçecilik Sergisi nedeniyle, Mimar Maaskant Floriade tarafından tasarlanmış. Kulenin yüksekliği 101 metre. Kulenin 96. metresinde bir restoran ve gözcü gözlem platformu bulunmakta. Yeni bir yapı olmasına rağmen 2010 yılında anıt eser olarak koruma altına alınmış.
Kulenin tepesinden Lahey ve eğer daha keskin gözlere sahipseniz Antwert şehirlerini bile görebiliyorsunuz. Yine kulenin tepesinde bulunan restoranda yemekde yiyebilirsiniz. Biz kapıdaki kuyruk ve ücreti nedeniyle kuleye çıkmadık ama pişman olduğumuz konulardan biriside budur. Burada yukarı çıkmayı atlamamanızı öneririm.

Ayrıca tepede bulunan 2 suit oda geceleyebilirsiniz.

WİLLİAMS BRUG- KÖPRÜ:
Her ne kadar Erasmusbrug yapıldıktan sonra onun gölgesinde kalmış olsa da kentte bulunan bir diğer güzel köprü Maas nehri üzerindeki parlak kırmızı renkteki Williamsbrug Köprüsü.

1878 yılında ilk kez yapılmış olmasına rağmen, 1981 yılında tamamen yenilenmiş ve bugünkü görünümünü kazanmış.
Köprü: mimar William A. Tarafından tasarlanmış. II. Dünya savaşındaki Alman bombardımanından kurtulan nadir yapılardan biriside bu köprü. Söylenenlere göre: bir zamanlar bu köprüde bir asansör tertibatı varmış. Köprü üzerinden geçecek tren köprüye geldiğinde: bir asansör mekanizması ile vagonlar yukarıya çıkarılıyormuş ve yukarıdaki raylar üzerinden köprüyü geçiyorlarmış. Ancak, bir an, asansör mekanizması kilitlenmiş ve tren vagonları kilitlenen asansör mekanizması üzerinden, nehre uçmuş ve birçok kişi ölmüş, bunun üzerine Hollandalılar, köprüden tren geçişini yasaklamışlar ve tren günümüzde, köprünün altında, nehrin altından açılan bir tünelden geçiyormuş.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir