Saraybosna – Genel Bilgi

Yepyeni bir yolculuktan daha herkese merhaba,

Bu kez rotamızı, Avrupa’nın göbeğinde olmasına rağmen bizden kalmış, insanları, tarihi eserleri ve güzellikleri ile bambaşka bir yakınlık hissettiğimiz Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna’ya çeviriyoruz.

Bu arada yukarıda yazdığım kalplerimiz ve geçmişimiz bir cümlesi öyle uydurmasyon, soyut bir bağ değil. Mesela konuştuğumuz dillerde bile aynı pek çok kelime var. Bunun o kadar çok örneği var ki şimdi hangi birini sayayım size ! Mesela bizdeki Bey, onlara Beg diye geçmiş, Mehmet Bey, Mehmet Beg olmuş işte. Ya da Ali Paşa Cami, Alipasina Dzamija olmuş. Sebil, Sebilj, Başçarşı Başcarsiya, börek böregnidza, Çorba corba gibi. Biraz daha kurcalasak kimbilir daha neler çıkar neler. Üstelik halkın büyük bir kısmı da çat pat bile olsa Türkçe biliyor. Yani burada da Türk dizileri hayranı, hatta sürekli Türk kanallarını izleyen pek çok insan var. Türkçe öğrenmeleri genellikle Türk dizileri ile olmuş.

Peki Bosna Hersek ile bu kadar tanışıklık nereden geliyor. Öncelikle Bosna Hersek beş yüz yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetinde varlığını sürdürdü. Osmanlı öncesinde ise Boşnakların durumu gerçekten ilginç. Boşnaklar, kendilerine has bir Hristiyanlık anlayışı olan Bogomil  mezhebini benimsemişler ve bu yüzden, diğer Hristiyan Ortodoks ve Katoliklerden çok fazla baskı görmüşler. Bu mezhep, teslis inancını reddedip, Hz. İsa’nın çarmıha gerilmediğini iddia ettiği için Vatikan tarafından sapkın ilan edilmiş ve kara listeye alınmıştı. Hatta üzerilerine bir kaç defa haçlı seferi bile yapılmış. Boşnaklar inançlarını değiştirdiklerini söylese bile sonra kendi bildikleri yoldan devam etmişler.

Tabi sonrasında Osmanlı Devleti’nin büyüme dönemlerinde buralara gelen ve hikayesini Mostar yazımızda da anlattığımız Sarı Saltuk gibi erenlerin sayesinde zaten Müslümanlığa çok yakın olan inançlarını değiştirerek Müslüman olmuşlar. Aslında kendi ırklarından olan Hırvat ve Sırpların seçtikleri dini veya mezhepleri değil 3. yol olan Müslümanlığı seçtiler.

Boşnakların efsanevi devlet başkanı Aliya İzzetbegoviç bu 3. yol hikayesini çok güzel anlatmış. Onun dediğine göre Boşnakların önüne hep iki seçenek konulmuş, fakat onlar hep zor olan yolu, yani 3. yolu seçmişler. Boşnaklar henüz müslüman olmadan önce, aynı milletten oldukları Sırplar Ortodoks, Hırvatlar ise Katolik inancını benimsemişlerdi. Boşnaklar ise Müslümanlığı seçtiler ve bu 3 topluluğun içinde bitip tükenmek bilmeyen bir çekişme başladı. Tabi Osmanlı zamanında devletin güçlü hakimiyeti nedeniyle çok büyük çatışmalar yaşanmadı. Osmanlı Devleti’nin zayıflaması ve topraklarının 1878 yılında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun kontrolüne geçmesi sonrası ise büyük bir baskı altında kaldılar.

Burayı Avusturya-Macaristan yönetiyordu ama ülke içerisinde Sırplar, Hırvatlar ve Boşnaklar yaşıyordu. Avusturya-Macaristan Veliahtının Saraybosna’yı ziyareti esnasında Saraybosna’da yaşayan bir Sırp milliyetçisi Gavrilo Princip veliahtı öldürdü. Bu aslında çıkarılmak istenen büyük savaş için sadece bir bahaneydi, büyük devletler uzun yıllardır savaşa hazırlanıyordu ve dominonun ilk taşı devrilmişti. Avusturya-Macaristan, Sırbistan’a savaş açtı. Ruslar’ın seferberlik ilan etmesi sonrası Almanlar Ruslara savaş açtı. Ortalık karışınca Fransa Belçika’ya, İngiltere’de Almanya’ya savaş ilan etti ve 4 yıl sürecek savaş başladı. Yani Dünya’nın en kanlı savaşının ilk kurşunu Saraybosna sınırları içerisinde atılmış oldu.

1.  Dünya Savaşı sonunda Avusturya-Macaristan İmparatorluğu yıkıldı ve Boşnaklar daha sonra Yugoslavya adını alacak, Sırp, Sloven ve Hırvatlardan oluşan imparatorluğa katıldı.

2. Dünya Savaşı’nı Rusların kazanması sonrasında ise ülke üzerinde komünizm’in etkisi artmaya başladı. Yugoslavya’da Komünizm’i benimsemişti. 1980’li yıllarda Sovyetlerin güç kaybetmeye başlamasına kadar bu durum sürdü. Yugoslav lider Tito’nun 1980 yılında ölmesi Yugoslavya içinde sonun başlangıcı oldu.

Ülkedeki yönetimin zayıflaması, yıllardır Komünizmin baskısı altında yaşayan halkların kendi kendilerini yönetme isteklerini açıktan dile getirmeye başlamalarına neden oldu. Bosna Hersek’li Hırvat ve Boşnaklar’ın 1992 yılındaki bağımsızlık referandumun kazanmaları sonrasında ülkede yaşayan Sırplar’da kendi meclislerini kurduklarını ve Yugoslavya’ya katıldıklarını duyurdu ve sonrasında Sırbistan’ın da dahil olduğu savaş başladı.

Savaş 3,5 yıl sürdü ve bugün bile insanın kanını donduran soykırımlar yaşandı. 250.000 kişi hayatını kaybetti ve ülkede hala yeni toplu mezarlar bulunuyor. Neyse ki Bosna bugün o eski savaş günlerinden oldukça uzak, sessiz sakin bir hayat sürüyor. Ülke yönetimi Boşnak, Hırvat ve Sırplar arasında paylaşılmış durumda ve şimdilik büyük bir sorun çıkmadı.

Evet maalesef Bosna Hersek uzun yıllar savaşın içinde yaşadı. Pek çok sorunla yüzleşti ama bugün hepsini geride bırakmayı, kendilerine yeni bir sayfa açmayı başardı.

Neyse bu kötü anıları geride bırakıp, bizi çok etkileyen bir seyahatin detaylarına inelim artık. Evet Saraybosna gezimiz başlıyor.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir