Valencia – Gezilecek Yerler

Valencia bizim için Barcelona ile Madrid arasında bir geçiş noktası olsada en beğendiğimiz şehirlerden birisi oldu. Gerek tarihi dokusu ile  Modern mimariyi güzel bir şekilde harmanlaması, gerek şehrin sempatik yapısı bize kendini çok sevdirdi. Gün boyu bomboş olan şehrin, havanın kararması ile birlikte, takım elbise giymiş yaşlı amca ve teyzelerin kol kola girerek gezmeye çıkması çok güzeldi. Bunun yanı sıra şehrin gençlerinin de sanki kendilerine ayrılmış bazı meydanlarda toplanması şehri durup izlediğinizde size çok enteresan gelecektir.

image-2016-06-19-11-23-59image-2016-06-19-11-23-39image-2016-06-19-11-23-20image-2016-06-19-11-22-22image-2016-06-19-11-22-00

Gezi rotalarına bakacak olursak Valencia’da gezi noktaları iki farklı noktada toplanmış bulunuyor. Bunlardan birisi aşağıda görebileceğiniz üzere Catedral de Valencia etrafında ve aşağısında toplanmış olan tarihi yerler, diğeri ise o alanın sağ alt kısmında bulunan yeni mimari eserlere ev sahipliği yapan alana ait.

Bizim kaldığımız ev aşağıdaki haritada görebileceğiniz El Carme yazan yerin üst kısmında yeşil alanın üzerindeydi. Yaklaşık 5 dk yürüyerek şehri çevreleyen kapılardan girerek tarihi eserlerin olduğu alana ulaşabiliyorduk.

harita

Quart Kulesi: Ya da diğer adıyla Quart de Poblet şehire girerken kullanılan ve bugün ayakta duran tarihi iki kapıdan birisi. Diğeri ise Serranos isimli kapıdır. Valencia’nın Old Town bölgesi 14. yüzyılda surlarla çevrili iken şehre bu kapılardan giriliyomuş. Kapılar sonra zamanlarda bir dönem kadın mahkumların tutulduğu, bir dönemse savaş esirlerinin tutulduğu zindan olarak kullanılmış. Üstüne çıkmak ücretli (2 Euro).

image-2016-06-19-11-21-26

Plaza de la Virgen Meydanı: Şehre yukarıdaki kapılardan giriyorsanız sizi ilk karşılayacak yer olacaktır. Güzel ve az katlı apartmanlar ve tarihi kiliselerle çevrili bu meydanın tam ortasında bulunan Turia Çeşmesi ile şehir size güzel bir hoş geldin sunuyor. Biz şehire gittiğimizde burada şehirde daha önceden yaşayan Müslümanların şehre katkılarını anlatan bir sergi vardı. Müslümanların şehre hoşgörü vs getirdiği gibi bazı notlar mevcuttu. Meydanın ortasında başakları simgeleyen süslerin arasında küçük birde moda defilesi vardı. durup izledik, tabi her zaman böyle bir zamana denk gelemeyebilirsiniz fakat genelde bu alanın sergilere ev sahipliği yaptığını pek çok gezgin arkadaşta yazmış.

IMG_3271IMG_3270IMG_3266

Valencia Katedrali: Plaza De la Virgen meydanının alt kısmında yer alan dar boğazdan geçtiğinizde sizi yeni bir meydan karşılayacaktır. Meydanın hemen başında ise güzeliği ve tarihi ile Valencia Katedrali yer alıyor. 13. Yüzyılda Müslümanların şehri fetihleri esnasında cami olarak yapılan yapı sonrasında şehir kaybedilince kiliseye çevrilmiş. Valencia’nın Old Town (eski şehir merkezi) bölgesinde bulunan en önemli yapı burası. 16. yüzyılda çıkan yangın sonucunda büyük bir bölümü hasar görerek yenilenmiş ve 3 farklı dönemde büyütülerek genişletilmiş. Bu sebeple binanın dışında farklı mimari tarzlar olduğu söyleniyor. Bana göre tüm mimari yapılar biraz Barok, biraz Gotik 🙂

Katedral içerisindeki müzeye giriş 5 euro. Fiyata sesli rehber dahil. Avrupa seyahatlerinde içimiz dışımız kilise oluğu için para verip girmedik ancak müzede 12 havarinin heykeli ve resim galerisi bulunuyor(muş). Ayrıca katedralin yanındaki çan kulesine çıkmanın fiyatı da 2 Euro. Buna çıkmayı maalesef atlamışız. Böyle güzel şehirleri tepeden izlemeye doyum olmuyor doğrusu.

Estacion del Norte: Biz Barcelona’dan şehire ulaştığımız için tren yolunu kullandık. Tren ile gelirseniz şehire gireceğiniz yer burasıdır. Burası aynı zamanda Plaza De La Virgen ile başlayan ve aşağıya doğru inen meydanlar ve gezilecek yerlerin sonuncusu.

Tarihi ve güzel bir binada yer aldığı için görülmesi yeterli fakat eğer seyahat edecekseniz,  içeride yer alan görevlilerin yardımcı olmaya çalışırken zayıf ingilizce bilgileri sinirlerinizi zorlayacaktır. Bu tarihi binanın etrafında da güzel yapılar ve bir alışveriş caddesi yer alıyor.

IMG_3479IMG_3237

Belediye Binası: Plaça de l’Ajuntament meydanında bulunan bembeyaz güzel bina. Valencia’nın belediye binası 18. yüzyılda inşaa edilmiş. İçerisinde çok küçük bir tarih müzesi bulunuyor. Ziyaret saatleri ise biraz kısıtlı. Burası sadece 10:00 – 13:30 arasında ziyarete açık. Sanırım siesta saatlerinden sonra Valencia’da işe başlanıyor, öncesinde de bina bş durmasın diye ziyarete açmışlar 🙂 Giriş fiyatı 2 Euro, öğrenci 1 euro. Valencia Krallığı’nın şehire dikilen ilk bayrağı olduğu söylenen bayrak buradaki müzede bulunuyor.

IMG_3198

Plaza de Toros de Valencia: Tren istasyonunun hemen yanında bulunan bu arena 1859 yılında yapılmış. Yapımında Roma‘da bulunan Kolezyum’dan ilham alınmış. Kolezyum’u da gören birisi olarak oradan tarihi dışında fazla eksik kalan bir yanının olmadığını söyleyebilirim. Aydınlatması ise çok daha iyi. Üzücü ancak İspanyolların bir geleneği olan boğa güreşlerinin yapıldığı bir yer. Yaklaşık 17 bin kişi kapasiteli.

Boğa güreşleri demişken kısaca bir anektod’da vereyim. Boğa güreşleri son yıllarda kanlı görüntüler sebebi ile çokça eleştiri alıyor. Kendi içişlerinde serbest olan bazı bölgelerde ise yasaklanmış durumda. Örneğin Katalanların başkenti Barselona’da boğa güreşi yapılmıyor.

image-2016-06-19-11-24-23

Bu arenanın içerisinde 18. yüzyıldan 21. yüzyıla kadar olan süreçte yapılan boğa güreşlerine ait matador kıyafetleri, kılıçlar vb.nin sergilendiği müze bulunuyor. Eğer gezmek isterseniz turla gezmek gerekiyor ve fiyatı 10 euro. Boğa güreşlerini izlemek isterseniz sadece belirli tarihlerde yapılıyor. Öğrenebildiğim kadarıyla Las Fallas zamanında, Haziran Fuarında ve Ekim ayında.

City of Arts and Sciences Bölgesi: Bu bölge Turia nehrinin eskiden denize döküldüğü yerde, nehrin yatağının değiştirildikten sonra boş kalan alanda kurulmuş. Bir biri ardı sıra yapılmış ve modern mimarinin en güzel örneklerinin olduğu bir alan. Fotoğraf çekmekiçinde son derece güzel bir yer.

Burasını gezmek için şehrin merkezinden bisiklet kiraladık ve düştük yollara. Valencia genelde düz bir şehir ve şehrin tam ortasındaki Jardin del Turia alanı (Turia’nın bahçesi) bisikletle seyahat için oldukça uygun. Bisikleti kiraladıktan sonra kendinizi bu bahçeye atarak, hafif yokuş aşağı güzel bir seyahat yapabilirsiniz. Hayatımda Amsterdam’da dahil bisiklete binmekten en fazla zevk aldığım yer olduğunu söyleyebilirim. Türkiye’deki gibi yokuşlar olmadan, bisikleti tamamen kendi haline bırakarak seyahat etmek çok güzel. Bisiklet kiralama ücretleri de son derece uygun. Sanırım 2 bisikleti gün boyunca 20 € gibi bir fiyata kiralamıştık.

Palau De Les Arts Reina Sofia: Burası, bir opera evidir. Yani, sanata ve müziğe ayrılmış bir yapı. Burayı gördüğümde mimarisi bana Sydney’deki opera binasını hatırlattı. Yapı son derece büyük bir yer. Yapının temeli 87 bin metrekarelik bir alana yerleşmiş ve bu devasa alanda haftanın çoğu gününde tiyatro ve müzik gibi birçok etkinlik düzenleniyor. Bu binayı asıl görkemli yapan dışındaki metal bir dış çatı. Aşağıdaki resimde binanın benim çektiğim bir resmi bulunuyor.

IMG_3334

Hemisferic: Bu yapılar serisinin arasında yer alan ve yuvarlak göz şeklindeki kubbesiyle bir gökyüzü gözlem evi. Hemisferic’de zaman zaman “lazer gösterileri” yapılıyor, aynı zamanda içerisinde bir de sinema bulunuyor. Burası Sanat ve Bilim şehrinde, 1998 yılında tamamlanan ilk yapı olmuştur.

Yarım küre şeklinde tasarlanmış olan bu binanın etrafında devasa birde süs havuzu bulunuyor.

IMG_3359

Museo de Las Ciencias Principle Felipe: Burası Valencia’nın öenmli müzelerinden birisi. Müzenin en ilgi çeken yönü ise burada yer alan dev balina iskeletidir. İskelet o kadar büyük ki 40 bin metrekarelik bir alanı kapsıyor ve 3 katta birden sergileniyor.
Bunun dışında buradaki 3 kata farklı sergiler var. Birinci katta: Turia bahçeleri, güzel bir görünüm sunuyor. İkinci katta: Bilim Mirası isimli bir sergi bulunuyor. Üçüncü katta farklı sergiler yapılıyor.
Binadıştan bakıldığında dev bir iskeleti andırıyor. Burası o kadar büyük ki yapının uzunluğu 80 metre, genişliği ise 55 metre. Yüksekliği ise tamı tamına 220 metre. Bu da burayı İspanya’nın günümüzdeki bu en büyük sergi alanını haline getiriyor.

Agora: Burası da yine  konser ve spor etkinlikleri için kullanılan bir alandır. Bunların dışında kongreler, uluslar arası spor toplantıları gibi etkinlikler de düzenleniyor.

image-2016-06-19-11-26-37

Umbracle: Şehre özgü bitki ve çiçeklerden oluşan büyük bir bahçe ve yürüyüş yollarının bulunduğu bir alan. Ayrıca, bahçe içinde modern ressam ve heykeltıraşların eserlerinden oluşan bir açık hava galerisi bulunuyor. Burası Sanat ve Bilim şehrinin girişi olarak tasarlanmıştır. Biz burasının içinde bisikletle gezmiştik. oldukça uzun bir alan ve bir gidiş ve geliş bile sizi yorabilir.
Umbracle’da 55 kemerli, 18 metre yüksekliğinde, 320 metre uzunluğunda bir çatı bulunuyor. Bahçedeki bitkilerin görüntüsü enfes. Burada ki çiçekler mevsimlerin renklerine göre dikkatlice seçilmiş ve yerleştirilmiş. Ayrıca bahçede birçok palmiye ve turunç ağacı bulunuyor.

img_3362

Oceanografic: 110 bin metrekarelik bir alana kurulmuş ve Avrupa’nın en büyük okyanus akvaryumu. Mimari görünümü ise bir “nilüfer”i andırıyor. Burasının büyüklüğünü anlatmak için muhtemelen aşağıdaki bilgiler yeterli olacaktır.

40 milyon litre su içinde, 500 civarında farklı türden, 45 bin su canlısı
Bu devasa akvaryumun içi Akdeniz, Kızıldeniz, Kutup denizi ve Tropik deniz ekosistemlerine ayrılmış ve her bölümde ilgili eko sisteme ait canlılar yaşıyor. Bunların dışında sulak kuş türleri de bulunuyor.

El Pont de I’Assut de I’Or: Burası, şehrin en yüksek noktası olan “Minorka Street” üzerindeki, güney bölümü buraya bağlayan 125 metre uzunluğunda bir köprü. Aşağıdan böyle enfes görüntüleri fotoğraflayabilirsiniz.

image-2016-06-19-11-25-28

Valencia Beach: Valencia’nın oldukça güzel bir denizi var. Bizim gittiğimizde kasım ayında denize mi girilir diyerek biraz hazırlıksız yakalandık fakat plajda oturup dinlenen kişilerin yanısıra denize girenlerde hala mevcuttu. Kumsal şahane ve göz alabildiğince uzanıyor. Valencia’da hava bize göre biraz daha geç soğuyor  ve çok kış dönemlerinde gitmiyorsanız bunu da göz önüne alarak yanınıza mayo ve havlularınızı almayı unutmayın.

Ayrıca burada işletmeler yok, denize girmek için kendi  oturacak yerlerinizi vs kendiniz getirmelisiniz.

Valencia’da bizim ziyaret ettiğimiz yerler kısaca böyle. Valencia gezilecek yerler açısından oldukça zengin, sabahları ve akşamları ayrı ayrı güzellikleri olan süper bir şehir. Buradan ayrılırken eğer Tren kullanıyorsanız Portakal bahçeleri içerisinden şehirden ayrılıyorsunuz. Birgün, trende giderken hayalini kurduğum bu portakal bahçelerinden birini satın alacağm ve ortasında yer alan virane taş evi tamir edip kendi kendimin patronu olacağım bende 🙂

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir