Vatikan – Gezilecek Yerler

Vatikan eğer Roma’ya gidiyorsanız görmeden dönmemeniz gereken bir yer. Üstelik biz değil miyiz vizesiz ülke arayan. Alın size ülke. Hemde 1 günde doya doya gezilebileceğiniz bir yer.

E daha ne istiyorsunuz. Hem bu Dünya’nın en küçük ülkesinde hayatınızda görüp görebileceğiniz en büyük kilise, Dünya’daki en önemli müzelerden birisi ve muhteşem bahçeler yer alıyor. Böyle en büyük, en önemli deyince biraz bahsedelim bu yerlerden o halde 🙂

Vatikan Müzesi: Vatikan müzesine girdiğinizde aslında bu küçücük ülkenin neredeyse bir müzeden ibaret olduğunu görüyorsunuz. Kocaman binalar, devasa koridorlar, tam 54 tane galeri…

Ama maalesef bu müzede ne aramazsanız var. Mesela her yerde tıklım tıklım kalabalık, uzayan kuyruklar, önünüze atlayıp duran, selfie çubuğunu gözünüze sokan çekik gözlü turistler. Ama bir saniye… Yine de buraya gitmek zorundasınız. Neden mi ? Çünkü yıllarca diğer ülkelerde gezseniz bile göremeyeceğiniz kadar önemli eser var burada. Yani ne ararsanız da var. Hadi o zaman ufaktan başlayalım Vatikan Müzesini anlatmaya…

Vatikan müzesinin ilk oluşumu yaklaşık olarak 500 sene önce sanat meraklısı Papaların önemli eserleri ufak ufak toplamasıyla başlamış. Tabi 500 sene hiç durmadan devam eden bu merak sonunda devasa bir eserler yığını meydana getirmiş. İçeride gezerken kimi zaman yorulduğunuzu hissedeceksiniz. Hele birde yarım gün ayırdıysanız ve programınızı sarkıtmamak için koştur koştur ilerliyorsanız bu müze ziyareti bir eziyete dönüşebilir. Ama merak etmeyin sizin için en önemli eserleri yazacağız. Hepsini beklemeyin, onu Vatikan Müzesinin sitesinde bile bulamazsınız 🙂

Vatikan müzesinde yukarıda belirttiğimiz gibi bir çok galeri yer alıyor. Bizim ilk gezmeye başladığımız yer Antik Mısır Galerisi idi. Açıkça söyleyelim, bu galeride zamanında Mısır topraklarından çalınıp buraya getirilen eserler sergileniyor. Sanırım Vatikan Müzesi ve Avrupa’daki diğer büyük müzelerde sergilenen antik Mısır eserleri, Mısır’daki eserlerin on katı falan vardır. Biz her girdiğimiz müzede devasa Antik Mısır galerileri gördük. Mısır’ın tarihi eserleri zamanında vahşi bir şekilde pay edilmiş ve kimsede buna sesini çıkarmamış.

Vatikan müzesinin Mısır galerisinde daha çok kil tabletler, papirüsler, vazo, tabak, çanak gibi tarihi eserleri görebilirsiniz. Fakat buradaki en önemli eser eli ve yüzü açık bir şekilde sergilenen gerçek bir mumya. Merak etmeyin, kendisi yaklaşık 3000 yıldır aramızda değil 🙂 Yani korkacak bir şey yok.

Sistine Şapeli: Hadi itiraf edelim, Vatikan Müzesine girerken hepimizin aklında Sistine Şapeli vardı. Hepimiz gizliden gizliye Kıyamet günü ve Adem’in yaratılışı eserlerini görmeyi bekliyorduk. Evet artık o dakika yaklaştı ve Sistine Şapelinin kapısından içeri süzüldük, tavanı izlemeye başlamadan önce içeride uygun bir yer aldık ve sonra kafamızı yavaş yavaş kaldırdık kıyamet günü tablosuna doğru. Sonrasında ise tam tepedeki Adem’in yaratılışına. Sadece bunlar mı peki ? Duvarda o kadar çok boya işi var ki…

Neyse şanslısınız ki ben bu sorunu yaşadığım için başkalarının yaşamasını istemiyorum. Bu nedenle aşağıda paylaşacağım grafikte, tavandaki resimlerde neyin anlatıldığını detaylı olarak görebileceksiniz. Ayrıca geçiştirmelik bir kaç cümle ile değil, oldukça detaylı bir şekilde burayı yazacağım çünkü tüm Vatikan’da görebileceğiniz en değerli eser Sistine Şapeli.

Haritanın tam boyutlu hali şurada bulunuyor, oldukça kullanışlı 🙂

Öncelikle Sistine Şapeli ile ilgili bir kaç bilgi verelim. Yapımına 1477 yılında başlanıp 1483 yılında tamamlanmış. Yaklaşık 21 metre yüksekliğe ve 41 metre uzunluğa sahip. Genişliği ise 13 metre.

Şapelin inşaatı tamamlandıktan sonra boyama işini yaptırmak istedikleri Michalengelo bu işi öncelikle kabul etmemiş. Uzun uğraşlar sonucu Türkan Şoray kanunları gibi bir kurallar silsilesini Papalığa kabul ettirerek boyama işini kabul etmiş.

Michalengelo işi aldığında daha çok heykel üzerine çalışıyormuş ve bu işin ona verilmesi çok iyi bir ressam olmasından değil, o dönemde son derece popüler olmasından kaynaklanıyormuş. Tabi bir de adamdan yetenek fışkırıyor. Keza boyama bittiğinde Michalengelo öyle bir işe imza atmış ki pek çok yerde gördüğümüz kült figürler bu şapeldeki resimlerden alıntı.

Michalengelo bu başyapıtı ortaya çıkarırken şart koştuğu kurallardan birisi iş devam ederken içeriye kimsenin girmesi imiş. Buna rağmen “Bizim Michalengelo neler yapıyor bir bakıverelim” diyen bir Papa’nın kafasına fırçasını fırlatıvermiş, yine de engizisyon mahkemesi tarafından başı kesilmeden işini bitirmeyi başarabilmiş 🙂

3 katlı gibi yapılan duvarların en alt katında tıpkı perde varmış gibi bir boyama yapılmış Michalengelo üstad tarafından. Bugün hala aynı şekilde muhafaza ediliyor. Michalengelo boyalar üzerindeki ilk alıştırmalarını burada yapmış diye düşünülüyor. Sonuçta kendisi  aslında bir heykeltraş ve Sistine Şapelini boyadığında asıl işi heykeltraşlıktı.

Michalengelo, şapelin tavan boyaması tamamlandıktan sonra Roma yağmalanmış. Bunun üzerine kentten ayrılan Michalengelo 20 sene sonra Roma’ya geri dönerek karşı duvarda yer alan Son Hüküm ya da Mahşer olarak bilinen boyamasını da tamamlamış.

Bunun dışında şapelde orta kat yan duvarlarda bulunan resimler dönemin ünlü ressamları Botticelli, Perugino, Signorelli, Rosselli tarafından yapılmış ve Hz. İsa ve Hz. Musa’nın hayatına ait kesitleri anlatıyor. Sonradan yapılan restorasyonlarla ilgili pek çok tartışma da yaşanmış.

Sistine Şapeli ile ilgili çok detaylı bilgileri hazırlayacağımız bir video anlatacağım için şimdilik bu kadar yeterli sanıyorum. Siz de bu odaya girdiğiniz de resimlerin, sanatın keyfini çıkarın, yukarıda paylaştığım haritayı açın, tek tek hangi resimde ne anlatılıyor bir göz atın bence 🙂

Raphael Odaları: Sistine Şapeli dışında gezilmesi gereken odalardan birisi de Raphael odaları. Michalengelo Sistine Şapeli’ni boyarken, Raphael’de Papa’nın özel odalarından 4’ünü boyuyordu. Ortama bakarmısınız yaa 🙂

The Pinacoteca Vaticana: Bu galeri de meşhur İtalyan ressamlar Giotto, Perugino ve Caravaggio’nun resimleri de dahil olmak üzere, zamanın en büyük İtalyan ressamlarının çizimleri bulunuyor. Burada ki en önemli eserler Raphael’in “Madonna of Foligno”, “Meryem’in Eşleşmesi”, “Transfiguration” resimleri.

Vatikan müzesinde bu eserlerin dışında Laocoon, Apollo Belvedere ve Belvedere Torso, Porphyry Basin, Borgia Daireleri ve Vatikan Müzesinin spiral merdivenleri mutlaka görülmesi gereken eserler arasında yer alıyor.

Biliyorum Vatikan Müzesini gezmeyi bitiremeyeceksiniz ama biraz hızlı davranmanızda fayda var. Müze ziyaretlerinde hep yaptığımız ilk girdiğimiz yerdeki en basit eserler için uzun zaman ayırmamanız, en fazla zamanı Michalengelo ve Raphael’in boyamaları için ayırmanızı tavsiye ederim.

San Pietro Meydanı: Evet şimdi gelelim bu dünyanın en küçük ülkesinin devasa meydanına. Evet burası oldukça küçük bir ülke ama her yer kuyruk. Evet ziyaretinizden önce endişelenebilirsiniz ama sakin olun. San Pietro meydanında Bazilika’ya girmek için bekleyen devasa kuyruğun en arkasına eklemlenin. Sonra sabırsızlık etmeyin, kuyruktayken San Pietro Meydanı’nı gezeceğiz. Kuyruk o kadar uzun ki meydanın bir ucundan diğer ucuna adım adım ilerleyeceksiniz zaten 🙂

Sıradayken meydanda yer alan Dikilitaş’ı, meydanı çevreleyen sütunları, iki tane güzelim çeşmeyi seyre dalın. Çeşme deyip geçmeyin, biliyorsunuz Roma’da çeşmelerin çok özel bir yeri var. Üstelik bu çeşmelerin dünyaca ünlü mimarları var. İtalyanlar için bizim Mimar Sinan’a denk gelen Bernini soldaki çeşmeyi, Yine meşhur Domenico Fontana ise sağdaki çeşmeyi yapmış.

Sırada beklerken sabırsızlık etmeden ve sürekli ne zaman içeri gireceğiz diye kafa patlatmadan açıp meydanın bir tarihini okuyun. Mesela meydanın ortasında yer alan Dikilitaş’ın tarihi tam olarak M.Ö. 1. yüzyıla kadar uzanıyor. O dönemlerde adamlar bu taşı kaldırıp Mısır’dan getirmişler. Dikilitaş’ın üzerinde bir çapraz haç yer alıyor ve Dikilitaş yapıldığında henüz Hz. İsa doğmamış olduğu için bu haç işaretinin çok daha sonra yerleştirildiğini çıkarabiliyoruz. He birde bu taşın meydana dikilmesi için 150 at ve 47 vincin yardımına ihtiyaç duyulmuş. O tarihlerde vinç nasıl olabiliyor diye sormayın onu bizde bilmiyoruz, kaynaklarda bu şekilde yazıyor 🙂 Ayrıca biliyorsunuz eski Mısırlıların gizemli güçleri ya da yardımcıları var, uzaylılar ??? Onlardan almışlardır bir destek 🙂

Meydanın etrafında onlarca heykel, sütun ve tarihi eser var. Tabi bunların hiç birisi rastgele yerleştirilmiş değil. Usta Bernini bunların nasıl yerleştirilmesi gerektiği konusunda kafa yormuş, onlarca yıl çaba harcamış. Tabi birde bu heykellerin Papa’nın rahatsız olmayacağı şekilde yerleştirilmesi gerekmiş. Bunun içinde ekstra bir efor sarfedilmiş.

Kilisenin üzerinde yer alan hekellerin dışında bir de dev Aziz Pavlus Heykeli bulunuyor. Burası ile ilgili çok fazla detay var ama buraya bir göz atarsanız inanılmaz detaylar bulabilirsiniz (sayfa 76).

Meydanın ön cephesinde Aziz Petrus Bazilikası yer alıyor. Zaten meydan  sıra beklerken gözünüz sürekli bu büyük bazilikaya kayıyor. da

San Pietro meydanı turistler için olduğu kadar Katolikler için de önemli. Çünkü Papa her yılbaşında meydanda toplanan dinleyicilere sesleniyor ve mesajlarını okuyor. Her yıl binlerce Katolik ve farklı mezhepten kişi bu meydana ibadet ve Papa’nın mesajlarını dinlemek için geliyor. Papa’nın meydandaki kalabalığa seslenişi sadece yılbaşı akşamı gerçekleşmiyor. Ayrıca eğer konutundaysa her Çarşamba saat 10:30’da kamu ziyaretçilerine hitap ediyor ve Pazar günleri de öğlen vakitlerinde kısa bir konuşma ile meydandaki insanları selamlıyor.

Ayrıca programınızı ayarlayıp gece giderseniz, meydanın ışıklandırılmış halini görme şansına da sahip oluyorsunuz.

San Pietro bazilikası: San Pietro ya da Petrus Bazilikası, Hristiyan dünyasının en önemli yapılarından biridir. Burası aslında Katolikler için aynı zamanda hac noktası. Kimi yerlerde dünyanın en büyük kilisesi olduğu söyleniyor. Kimi yerlerde ise başka büyük kiliselerin olduğu yazılı. Ama gerçek şu ki içine aynı anda 60.000 kişi sığıyor, 222 metre uzunluğu var ve 138 metre yükseklikteki boyutları ile devasa bir yapı. İçine girdiğinizde zaten bu devasalığı hayretle görüyorsunuz.

Tarihi olarak 2.yüzyılda Aziz Petrus’un mezarının olduğu yere dikilen bir anıtla başlamış her şey. Daha sonra bu noktaya İmparator Constantinus’un emri ile ilk bazilika M.S 349 yılında yapılmış. 15. yüzyılda yıkılmaya yüz tutan orijinal bazilikanın yerine yenisi yapılmış.

Şu anki bazilikanın yapımına ise 1506 yılında Papa II. Julius zamanında başlanmış. Yapımı boyutları nedeniyle 100 yıldan fazla sürmüş ve 1612 yılında, Papa V. Paul’un döneminde bitirilebilmiş. Efsaneye göre bazilika M.S 67 yılında Aziz Petrus’un çarmıha gerildiği noktada yapılmıştır.

Burasının Hristiyanlar için ne kadar özel bir yer olduğunu anlayabilmek için o dönemde bu bazilikayı tasarlayanlara bir bakalım. Michelangelo, Donato Bramante ve Raphael. Hayır hayır Ninja kaplumbağaların isimleri değil, gerçek rönesans sanatçıları ve hepsi burada çalışmış 🙂

Bazilikanın en önemli bölümü kubbesi aslında. Michelangelo bu bölüm için daha az kuvvet uygulayan özel bir yapı tasarlamış. Tasarlamış ama bu 136,5 metrelik kubbe Michelangelo’nun ölümünden ancak 26 yıl sonra tamamlanabilmiş. Tabi şimdi dilerseniz kubbeye çıkarak muhteşem Aziz Petrus Meydanı görüntüsü ve şehrin manzarasını izleyebilirsiniz. Tabi kubbeye çıkabilmek için önünüzde 330 basamaklık adeta bir dağ gibi sıralı merdivenler bulunuyor. Merdivenleri çıkmak sadece gücünüze ve ben çıkarım demenize bağlı değil. 330 basamağı tırmanabilmek için bir ücret ödüyorsunuz ve belli saatlerde bu izin veriliyor.

Tepeye çıktığınızda ise seyir zevki açısından da mükemmel bir noktaya ulaşmış oluyorsunuz. San Pietro meydanını kuş bakışı olarak izleyebiliyorsunuz. Vatikan’ı kuşatan heykeller, binalar, ağaçlar ve karşı tarafınızda yer alan nehir görüntüsü size dünyanın başka hiçbir yerinde yaşayamayacağınız muhteşem bir deneyim yaşatıyor. İnsan onlarca heykelin içinde hangi birine bakması gerektiğini şaşırıyor.

Şimdi gelelim Bazilikanın içine… İçerideki en göz kamaştırıcı eser Pieta denilen ve Michalengelo tarafından 1499 yılında tamamlanan heykel. Bu heykelde Hz. Meryem, Hz. İsa’nın çarmıha gerilmiş bedenini kucaklamış ve yas tutuyor. Michelangelo bu eseri yaptığında henüz 25 yaşındaymış.

Heykel, 1972 yılından bu yana özel bir cam bölümde sergileniyor. Bence çok isabetli olmuş çünkü çekik gözlü turistler bu heykelin önünde birbirini paralıyorlar resim çekebilmek için.

Heykelin en özel yanı ne diye soracak olursanız Hz. Meryem’in giymiş olduğu kıyafetin, çarşafın detaylarının bu kadar gerçekçi bir şekilde mermere işlenilmesi herhalde. Heykel, sanki gerçek bir sahneden alınıp 3 boyutlu yazıcıyla yapılmış gibi duruyor

Bir diğer önemli eser ise Baldaken. Bu içeri girip biraz ilerlediğinizde dikkatinizi çeken bir diğer yapı olacak. Sarmal sütunların taşıdığı bronz sayvan, 20 metre yüksekliğinde ve 17. yüzyılda Bernini tarafından tasarlanmış.

San Pietro’da bulunan bir başka önemli heykelde bronzdan yapılmış olan ve Heykeltıraş Arnolfo di Cambio tarafından 13. yüzyılda tamamlanmış olan Aziz Petrus heykeli. Herkesin ayağına elini koyduğu veya öpmek için sıraya girdiği bu heykelin önünde de sıralar oluşabiliyor.

Bunların dışında 6.yüzyıldan kalma mücevher kakmalı bronz haç gibi ilgi çekici eşyalar hazinelik bölümünde, Usta Bernini’nin son eserleri olan VII. Alexander Anıtı, Mahzen Mezar ve Apsis de bazilikada yer alan diğer önemli eserler. Vatikan’da mutlaka gezilmesi gereken yerlerden birisi de burası.

Vatikan Bahçeleri: Vatikan yukarıda bahsettiğimiz üzere Dünya’nın en küçük devleti. Fakat bu şehrin yarısından fazlasını bahçeler oluşturuyor. Vatikan Bahçelerinde özellikle Rönesans ve Barok dönemlerinde kurulmuş devasa yeşil alanlar, çeşmeler, heykeller ve Vatikan Radyosu gibi yapılar bulunuyor. Bahçelere girmek için yaklaşık bir saat süren bir rehberli tur ayarlamanız ve 36 Avro ödemeniz gerekiyor. Ayrıca rehberli turlar kimi zaman para ödeseniz bile bulunamayabiliyor.

Evet Dünya’nın en küçük ülkesi olabilir ama gezilecek yerler yazımız baya uzun oldu. Bazilika ve müzenin içinde anlatamadığımız yüzlerce eser de cabası. Onlar da gittiğinizde sizin için sürpriz olur artık 🙂

Evet bizim Vatikan notlarımız böyle. Sizinde eklemek istediğiniz notlar varsa, yorum kısmı aşağıda 🙂

Herkese şimdiden iyi seyahatler

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir